TürkChat Blog

Türkiye Chat Portalı TurkChat.Gen.Tr

Hos Geldiniz

Bu site Klavye Bilgisayar katkilariyla yapilip, bir Kelebek.Gen.TR calismasidir..
Turkchat.GEN.TR de bizimle beraber oldugunuz sure icinde zamaniniz nasil gectiginin farkina varmak zordur.. Fakat onemli olan bizimle gecirdiginiz her dakikada size olumlu, pozitif sekilde isinize yarayacak bilgiler
tavsiyeler verilebilir.

'Köşe Yazıları' kategorisi icin arsiv

Gözüm üzerinizde haberiniz olsun

Yazan: kartalist Tarih: Nis 16th, 2010 | Kategori:: Köşe Yazıları

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Oktay Kuban’ın nöbetinde verilen yüzde yüz tahliye kararlarına ilişkin daha önce uyarılarda bulundum, sakalımız olmadığı için dinleyen çıkmadı.

Şimdi bir uyarım daha var. Dinlerler, dinlemezler bilemem.

Malum, geçen yıl Çukurca’da 7 askerimizin hayatını kaybettiği mayın faciasıyla ilgili Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı dosya, askeri savcılığa havale edildi. Askeri savcı, o mayınların askere ait olup olmadığını, aitse kimlerin sorumlu olduğunu bulacak.

Bir de 25 Haziran 2009’da internete düşen bir ses kaydı var. Hakkari Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya ve Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Zeki Es arasındaki telefon görüşmesinde, Çukurca’daki mayının askerler tarafından döşendiği, Yarbay Taner’in “Yukarıya ‘mayını terör örgütü döşedi’ şeklinde bildirdik” dediği öne sürülüyordu.

Askeri savcı kolları sıvadı, işe koyuldu.

Savcıya “yukarıdan” baskı yapıldığı yönünde haberler alıyorum. Deniyormuş ki savcıya; “GES kayıtları (görüşmeler) Yargıtay içtihadına göre yasa dışı olduğu için delil olarak kabul edilmez, ona göre hareket et…”

İnternete düşen kayıtlar, nereden alındı belli değil. Ancak o kayıtların orijinali GES arşivinde vardır, arzu edilirse bulunur, çok zor değil ki…

Dakika bir, gol bir…

Şehit aileleri adına soruşturmayı takip eden avukatlar, dosyanın fotokopisini istemişler. Askeri savcı hemen mahkemeye başvurarak “kısıtlılık” kararı aldırmış.

Dakika iki, gol iki…

Skor ne anlama geliyor, özetleyeyim; Bu kafayla giderse ses kayıtları delil olarak kabul görmeyecek, kısıtlılık kararıyla sivillerin dosyanın içeriğine ilişkin bilgi edinme imkanı önlenecek ve olay zamana yayılacak.

Sonra?

Gerisini siz tahmin edin. Ama olayı örtbas etmek isteyenlere söyleyeceğim şudur; gözüm üzerinizde haberiniz olsun…

Ağabey darbe mi oluyor?

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in Bugün TV’deki Temsilciler Meclisi programında 27 Nisan gecesiyle ilgili sözleri, tartışmaya açıktı.

Milliyet Gazetesi, bu sözleri dün manşetine taşıdı. Birçok haber portalı da yer verdi Cemil Bey’in bu açıklamalarına.

Dün sabah Çiçek aradı. Sözlerinin Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve bazı AK Partililerle ilişkilendirilmesinden rahatsızdı. Ne benim sorumda ne Çiçek’in cevabında herhangi bir isim geçmedi, somut bir örnek üzerinde durulmadı.

Doğrudur, sorumda olduğu gibi Çiçek’in cevabında da direkt hedef alınan bir şahıs yoktu.

Dolayısıyla, Çiçek’in bu sözleri, “genel” manada değerlendirilmelidir.

O program ve Cemil Bey’in açıklamalarından bağımsız olarak şahsi kanaatlerimi belirtmem gerekirse, AK Parti’de 27 Nisan gecesi yorganı başına çekip uyuyan sayısı az değildir. Makam odasını boşaltanlar, gece trafiğe çıkıp yollarda tank kontrolü yapanlar, asker tanıdıklarına telefon açıp “darbe var mı” diye soranlar oldu.

Bunu da tarihe not düşelim.

Bildiğin 10’da 1’i değil

Program sonrası Cemil Çiçek’le bir süre sohbetimiz oldu. Laf dönüp dolaşıp yargıdaki iç kargaşaya gelince, bana baktı, “Şamil Bey bu konuda yazıp çizip duruyorsun. Şunu bil, yazdıkların, olanların 10’da 1’i bile değil” dedi.

Hemen atıldım, “Sayın bakanım anlatın yazalım” dedim. Cemil Bey’i tanıyanlar bilir, çok konuşur az söyler, iyi “sır” tutar. Çiçek, espriyle karşılık verdi: “O zaman bugün demokrat geçinen birçok kişinin canı yanar.”

Yansın bize ne? Ama Çiçek’i ikna edemedik. Ancak sohbetin bir yerinde mevzu yine bu tür konulara ve arşive gelince, “Bir gelsem şu güzel arşivinizde birlikte çalışsak” diye takıldım. Çiçek, “Sana bir kitap daha çıkar” demekle yetindi.

Sonra yargının siyasallaştığı iddiasına geldik. Çiçek şu tarifi yaptı: “Bakınca şimdi daha iyi görüyorsunuz. Asıl siyaseti yargı yapıyor, biz siyasiler arta kalanlarla yetiniyoruz.”

Tarihi bir tarif…

Çiçek, yargıdaki seçimlerle ilgili olarak da “Kaç yıl Adalet Bakanlığı yaptım, o seçimlere benim aklım ermedi” dedi.  


Ne Dersin?

Yazan: kaRa_ElmaS Tarih: Nis 16th, 2010 | Kategori:: Aşk, Köşe Yazıları

NE DERSİN ?
Bütün sıkıntılar, sorunlar beni kahredercesine kemirirken, her geçen güne lanet yağdırıp.,insanların yalanlarını duygusuz bir yüzle izlemekten başka hiç bir şey yapmazken, hayat beni benden alıp çok daha başka kişiliklere taşırken sen çıktın karşıma. O lanet gitmişti artık.
Seninle geçirdiğim her dakika, uzun zamandır hasret kaldığım gülümsemelerle aydınlatıyordu yüzümü. Artık insanlardan eskisi kadar nefret etmiyordum. Yeni güne hüzünlü değil, senin sesini duyabilme, seni görebilme umuduyla başlıyorum. Herkese büyük bir çoşkuyla günaydın diyorum. Çünkü onların suratında seni görüyorum senin bana gülümsediğini hissediyorum.
Bu olanlara inanamıyorum. Sanki ne kadar süreceğini bilemediğim, her an uyanabileceğim bir rüyadayım. Belki bir insanı bu kadar düşünüyor, özlüyor, her an onunla olmak istiyorum. Sabahlardan nefret ediyorum. Çünkü gökteki o sevimli yıldızım ellerimden kayıp gidiyor. Evrende bence iki insan var. Sen ve Ben… Senin bu evrendne gitmen benim bu iğrençliğin ortasında kendi başıma kalmam demek. Sen varsan, yalnız değilim. Hayatımı kimseyle değişmeyeceğim tek kişi olabilirsin. Ne dersin?

M.Çoşkundeniz


Sen Benim İçin Erken Bir Zamanken Ben Sana Geç Kalmışım

Yazan: kaRa_ElmaS Tarih: Nis 16th, 2010 | Kategori:: Aşk, Köşe Yazıları, Makaleler

Senin doğru zamanların benden çok öncelerde kalmış sevgilim. Ben hep yanlış zamanlara mecburum şimdi.

Kış güneşine aldanıp açan çiçekler gibi mevsimsiz solacak olsa da sana olan aşkım, inadına seviyorum seni. Yalancı sıcağını seviyorum sevgilim. Zarar göreceğimi bile bile. Sonunda solacağımı bile bile seviyorum seni. Sana açıyorum yüreğimi, biliyorum ki güneşin umurunda değildir mevsimsiz açan çiçek. Ben yine de açıyorum yüreğimi. Umurunda olmasa da, Seviyorum seni.

Biliyorum ki sonum olacaksın.
Korkuyorum ki sonum olacaksın.
İstiyorum ki son’um olasın.
İlk’im olduğun gibi, Son’um olasın.

Senin doğru zamanların çoktan harcanıp gitmiş sevgilim. Senin suçun değil bana yanlış zamanlarda gelmen. Yada benim sana gelmem en yanlış zamanında. Zamanlarımız uymasa da, benim için erken olan sana geç kalmış olsa da seviyorum seni.

Hep doğru zamanda doğru yerde olur diye düşünürdüm aşkı. Oysa ben aşkı bulduğumda yanlış zamanındaydım hayatının ve en yanlış yerinde. Düşündüğün gibi yaşanmasa da hayat, seviyorum seninle hayatımı. Sen ve hayatım. Aynı anlamı taşımaya başlasa da, sensizlik hayatımın sonu olacak olsa da;

Al beni ne yaparsan yap!..