TürkChat Blog

Türkiye Chat Portalı TurkChat.Gen.Tr

Hos Geldiniz

Bu site Klavye Bilgisayar katkilariyla yapilip, bir Kelebek.Gen.TR calismasidir..
Turkchat.GEN.TR de bizimle beraber oldugunuz sure icinde zamaniniz nasil gectiginin farkina varmak zordur.. Fakat onemli olan bizimle gecirdiginiz her dakikada size olumlu, pozitif sekilde isinize yarayacak bilgiler
tavsiyeler verilebilir.

'Sağlık' kategorisi icin arsiv

Göz kapakları kalp krizinin habercisi

Yazan: ChatLiaM Tarih: Eyl 19th, 2011 | Kategori:: Sağlık

Göz kapağı üzerindeki kabarık sarı lekeler genelde kolesterolden oluşuyor.

Danimarka’daki araştırmacılara göre bu da söz konusu kişide kalp krizi ve diğer hastalıklara yakalanma riskinin yüksek olduğuna işaret ediyor.

İngiliz tıp dergisi British Medical Journal’ın internet sayfasında yayınlanan araştırmada göz kapaklarında tıbbi adı “ksantelazma” olan kabarık lekeler bulunan hastaların kalp krizi geçirme olasılığının yüzde 48 daha fazla olduğunu gösterdi.

Çoğunlukla kolestrolden oluşan ksantelazmanın, vücutta başka yağ birikiminin de göstergesi olabileceği belirtiliyor. Kalp doktorları bulguların kalp krizi riski taşıyan hastaların belirlenmesine yardımcı olabileceğini kaydediyor. Danimarka’nın Herlev hastanesindeki araştırma ekibi 1970′lerde 12.745 hastayı izlemeye başlamıştı. Araştırmanın başlangıcında hastaların yüzde 4.4′ünde ksantelazma bulunuyordu.

Sarı alarm

33 yıl sonra hastalardan 1872′si kalp krizi geçirdi, 3699′u kalp hastası oldu, 8507′si de öldü. Ksantelazmanın kalp krizi riskini arttırdığı, işte bu verilerin değerlendirilmesiyle ortaya çıktı. Ksantelazma yağ birikimine işaret ettiği için felce ve kalp krizine yol açabilecek damar tıkanıklığı riskinin yüksek olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar bu hastaların yaşam tarzlarını değiştirmeleri ve kolestrolü azaltmaya yönelik tedavi görmeleri gerektiğini belirtiyor.

İHA


Kanser hastalarına balık yağı uyarısı

Yazan: ChatLiaM Tarih: Eyl 19th, 2011 | Kategori:: Sağlık

İçinde bulunan kimyasalların neredeyse tüm kemoterapi türlerinde ters etki yaratarak, kanser hücrelerinin tedaviye cevap vermemesine yol açtığını gösterdi.

Bilimadamları, farelerde çoklu doymamış yağ asitlerinin etkisini araştırdı. Farelerde tümörlerin boyutunun kemoterapiden sonra küçüldüğünü belirten bilimadamları, hayvanlara yağ asitleri verildiğinde ise tümörlerin kemoterapiden etkilenmediğini vurguladı.

Kanda, kök hücreler tarafından üretilen KHT ve 16:4 (n-3) yağ asitlerinin de kanser hücrelerini koruduğu, dolasıyla tedavinin başarısız olmasına neden olduğuna işaret edildi.

Hollanda’daki Utrecht Üniversitesi Bilimadamlarından Profesör Emile Voest, genellikle kemoterapiye direnç durumunda, kanser hücrelerinde değişim olduğunun düşünüldüğünü, araştırmanın vücudun, kemoterapinin etkisini yok edebilecek güçte, koruyucu maddeler salgılabileceğini gösterdiğine dikkati çekti.

Söz konusu asitlerin bazı balıkyağı haplarında da bulunduğunu ifade eden Voest, ayrıntılı araştırma sonuçları beklenirken, kemoterapi gören kişilerin doktorlarına danışmadan balıkyağı hapı kullanmamalarını önerdi.

“Cancer Cell” dergisinde yayımlanan araştırmaya imza atan bilimadamları kemoterapi görenlerin keten tohumu, ceviz, somon ve ton balığı yiyebileceklerini belirtti.

Birçok kanser hastası, kalp kriziyle iltihap riskinin azalması ve kas kitlesinin korunması için balıkyağı hapı kullanıyor.

AA


Uyuşturucuda tüyler ürperten tablo

Yazan: ChatLiaM Tarih: Eyl 19th, 2011 | Kategori:: Sağlık

Ders zili öncesinde, alkol ve madde bağımlılarının tedavisi için kurulan AMATEM’ler alarmda. Zehir tacirlerinin hedefinde özellikle 18 yaş altı var. Uzmanlar ailleri uyarıyor.

Yarın çalacak ders zili öncesinde, alkol ve madde bağımlılarının tedavisi için kurulan AMATEM’ler alarma geçti. Zehir tacirlerinin hedefinde özellikle 18 yaşın altındaki gençler var. Aileleri uyaran uzmanlar, çarpıcı bir gerçeğin altını çizdi: Madde bağımlısı gençlerin yüzde 77′si ailesiyle birlikte yaşıyor. Ancak çoğu aile, çocuğunun uyuşturucu kullandığını bilmiyor.”

Türkiye uyuşturucuda artık transit değil hedef ülke. Gençler de ilk sırada. Çocuklarınıza sahip çıkın.” Yarın çalacak ders zili öncesi uzmanlar aileleri böyle uyardı. Zehir tacirlerinin son dönemde özellikle 18 yaş altını hedef haline getirdiğine dikkat çeken uzmanlar, madde bağımlılarının zannedildiği gibi sokak çocukları ya da tek başına yaşayan gençlerden oluşmadığını vurguladı. Madde bağımlısı çocukların yüzde 77′sinin ailelerinin yanında yaşadıkları belirtilirken, alkol ve madde bağımlılarının tedavisi için kurulan AMATEM’ler ailelere şu tavsiyelerde bulundu: “Çocuklarınızın okul ve arkadaş çevrelerini yakın takibe alın. Bazı işaretleri, ergenlik depresyonu, aile ya da okul sıkıntısı diye geçiştirmeyin.”

Ankara AMATEM’in Direktörü Doç. Dr. Nesrin Dilbaz, tedavi gören hastalarla ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı. Dilbaz, geçen sene tedavi gören hastaların yüzde 20′sinin 18 yaşın altında olduğunu söyledi. Dilbaz’ın verdiği bilgilere göre her yıl bir öncekine göre 18 yaş altındaki gençlerde eroin kullanma oranı iki kat artış gösteriyor. Hastaların yaş ortalaması ise 16,5. Daha da önemlisi, tedavi gören gençlerin büyük çoğunluğu ailesiyle birlikte yaşıyor. Ancak aileler tehlikenin farkında değil.

Ankara ve İstanbul’daki AMATEM’lerde (Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi) bugünlerde hummalı bir çalışma var. Yeni eğitim-öğretim yılının yarın başlayacak olmasıyla birlikte uzmanlar da çalışmalarını hızlandırdı. Uyuşturucu bağımlılığının aileler tarafından geç fark edildiğinden yakınan uzmanlar, anne-babalara, “Ergenlik çağındaki çocuğunuzu anlamak için kendinizi geliştirin ve bağımlılıkla ilgili tedavi ve yasal süreçten korkmayın.” tavsiyesinde bulundu.

Ankara AMATEM’in Direktörü Doç. Dr. Nesrin Dilbaz, tedavi gören hastalarla ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Dilbaz’ın verdiği bilgiye göre; eroin, esrar, bali, tiner gibi maddelerin sokak çocuklarında yaygın olduğu kanaatinin aksine, aileler yanı başındaki gençlerin karşı karşıya kaldığı tehlikeyi fark edemiyor. Tedaviye gelenlerin sadece yüzde 6′sı sokakta kalan ya da yaşayan gençlerden oluşuyor. Çocuklarda daha çok uçucu madde, eroin ve karışık madde bağımlılığı görülüyor.

TEDAVİYİ YARIM BIRAKIYORLAR

Doç. Dr. Nesrin Dilbaz’a göre; Türkiye’de 2010 yılında madde bağımlılığı alanında 2 bin 579 hasta yatarak tedavi görürken, bunun 461′i 18 yaş altı gençlerden oluştu. Ankara AMATEM’de ise bu zamana kadar 18 yaş altı 400 çocuk tedavi gördü. Gelenlerin ortalama yatış gün sayısı 13 olurken, 176 kişi tedavi tamamlanmadan merkezden ayrıldı. Yatak sayısının sabit olması nedeniyle hasta sayısı hemen hemen değişmedi. Bağımlılıkla mücadelede en büyük sorunun tedavinin yarım kalması olduğunu belirten Dilbaz, şunları söyledi: “Çocuklar, ergenliğe geçiş döneminde arkadaş edinme, gruba kabul edilme, kendini ispatlama gibi nedenlerle yanlış ortamlara girebilir ve bağımlılık yapıcı maddelerle tanışabilir. Aileler, çocukları üzerinde ciddi anlamda etkili olan durumlara karşı uyanık olmalı.”

Psikolog Yasemin Yalçın Aktosun ise ailelerin madde bağımlısı çocuklarını çok iyi tanımadığını belirtiyor. Aktosun, “Aile bize çocuğunu ders çalışmadığı gerekçesiyle getiriyor. Fakat çocuk madde bağımlısı çıkıyor, hatta intiharı düşünenler bile oluyor. Ama ailenin bundan haberi yok.” diyor. Uzman psikolog, ailelerin çocuklarını yakından takip etmeleri gerektiğine işaret ediyor. Ailelerin çocuklarına her türlü imkânı sağladığında sorunların çözüleceğini düşündüğünü dile getiren Aktosun, anne-babaları şu sözlerle eleştiriyor: “Bir çocuk saatlerce odasında kalıyor. Ama annesi, babası bir kere kapıyı çalıp, ‘çocuğum ne yapıyorsun?’ diye sormuyor.”

Alman Hastanesi Adli Tıp Birimi Direktörü Prof. Dr. Fatih Yavuz da ailelere, “Türkiye uyuşturucu bağımlılığı hususunda transit değil, maalesef hedef ülke. Gençler de ilk sırada. Çocuklarınıza sahip çıkın.” uyarısında bulunuyor. Merkezlerine ‘Madde kullanımına yönelik ne yapabiliriz?’ diye soran çok sayıda ailenin geldiğine işaret eden Yavuz, “Maalesef çocukların aile ortamı dışında arkadaşları ile geçirdikleri vakitlerde madde kullanım riski artıyor. Ailelere ve devlete bu konuda büyük görevler düşüyor.” ifadelerini kullanıyor.

Aile, çocuğu geç fark ediyor

Madde kullanan çocuklarda görülen davranış bozuklukları hakkında bilgi sahibi olmayan aileler, evladının bağımlılığını geç fark ediyor. Uzmanlara göre; bu süre 2 yıla kadar çıkıyor. Ailelerin geç kalışı ise tedaviyi güçleştiriyor. Bu noktada ebeveynlerin, çocuklarının bağımlılığını fark ettikleri ilk andan itibaren sağlık kuruluşuna başvurması gerekiyor. İstanbul ve Ankara’daki AMATEM’ler en çok bilinen ilk adres. Madde bağımlılığının ilk kullanım aşamasında fark edilmediği için genelde son devre diye adlandırılan aşamada aileler çocuklarını merkezlere getiriyor.

Çocuğun bağımlı olduğu nasıl anlaşılır?

Bir çocuğun madde kullandığını önceden anlamak mümkün. Uzmanlar, bunun muhtemel belirtilerini şöyle sıralıyor: Anormal derecede uyku ve uyuşukluk hali, ani ruhsal değişiklikler, konsantrasyon eksikliği, hafıza kaybı, baygınlık, halüsinasyonlar, yalan söyleme, hırsızlık, okul başarısında düşüş, geç saatlere kadar uyanık kalma, yeni ve tuhaf arkadaşlar, elbiselerde ya da vücutta alışılmadık kokular, lekeler ve işaretler.

Anne-babalara düşen görevler.

Uzmanlar, çocukların uyuşturucu bataklığına düşmemesi için ailelere şu önemli tavsiyelerde bulunuyor: Onları sevgi ve şefkatle büyütün. Düşünce ve hislerini ifade etmelerine fırsat verin. Hatalarına karşı tolerans gösterin. Çocuklarınıza karşı tutarlı ve adaletli davranın. Arkadaş çevresini yakın takibe alın. Spor, sanat ve kültürel faaliyetler edinmelerine destek verin. Onlara faydalı alışkanlıklar kazandırın.

Her yıl 300′den fazla kurban veriliyor

-Uyuşturucunun sebep olduğu ölümlerin sayısı her geçen gün artıyor. Adli Tıp Kurumu verilerine göre; 2010′da 156 kişi uyuşturucudan, 145 kişi de uyuşturucu bağlantılı kazalarda hayatını kaybetti. Bağımlılar tarafından öldürülenlerin kaydı ise ne yazık ki tutulmuyor. Mahkûmların yüzde 73′ünün cezaevine girmeden önce madde kullanmaya başlamış olması da uyuşturucunun diğer suçlarla bağlantısını gözler önüne seriyor. Uyuşturucudan ölenlerin üzerinde yapılan analizde, yüzde 80 oranında esrar, kokain ve amfetamin türevlerinden bir veya birkaçına, yüzde 20′sinde ise afyon ya da türevlerine rastlandı. Bu arada İstanbul’da uyuşturucu kullanmaktan haklarında işlem yapılanların sayısı 40 bini aştı. Sokak tacirlerine yönelik gerçekleştirilen baskınlar da önemli aşamalar kat edilmesini sağladı. 2005 yılında 4 bin 125 olan uyuşturucudan hükümlü ve tutuklu sayısı 2010 yılında 25 bini buldu. Şu anda cezaevlerindeki toplam tutuklu ve hükümlü sayısının yüzde 20′sini uyuşturucu tacirleri oluşturuyor. Son yıllarda uyuşturucuyla mücadelede rekorlara imza atıldı. Türkiye’de yakalanan uyuşturucu miktarı Avrupa’nın dört katına çıktı.

ZAMAN