TürkChat Blog

Türkiye Chat Portalı TurkChat.Gen.Tr

Hos Geldiniz

Bu site Klavye Bilgisayar katkilariyla yapilip, bir Kelebek.Gen.TR calismasidir..
Turkchat.GEN.TR de bizimle beraber oldugunuz sure icinde zamaniniz nasil gectiginin farkina varmak zordur.. Fakat onemli olan bizimle gecirdiginiz her dakikada size olumlu, pozitif sekilde isinize yarayacak bilgiler
tavsiyeler verilebilir.

'Magazin' kategorisi icin arsiv

Pitt okulu neden bıraktığını açıkladı

Yazan: ChatLiaM Tarih: Eyl 25th, 2011 | Kategori:: Magazin

Brad Pitt, Perşembe günü Terry Gross’un sunduğu ‘Fresh Air’ adlı talk show’a konuk oldu ve ülkenin en iyi gazetecilik bölümlerinden birine sahip olan University of Missouri’de gazetecilik okumasına rağmen mezun olmasına ramak kala neden okulu bıraktığını açıkladı.

“Kendimi tanımaya çalıştığım bir dönemdi” diye o yılları anlatan aktör, “Bütün okul arkadaşlarım işlerine kendini adamaya başlamıştı ancak ben buna hazır değildim. Arabama atladım ve Los Angeles’a geldim” dedi.

Neden 15 gün daha sabredemediği sorulan yıldız, “Benim için tamamdı. Ben artık ne yapmak istediğimi biliyordum” şeklinde konuştu.

NTVMSNBC


Kıvanç ve Erdoğan’ı hayal eden ülke

Yazan: ChatLiaM Tarih: Eyl 25th, 2011 | Kategori:: Magazin

Arap alemi başta olmak üzere tüm dünyaya yayın yapan, Suudilerin sahip olduğu Dubai

merkezli El Arabiya televizyon kanalının internet sitesinde dün yayımlanan bir yazıda, Başbakan Tayyip Erdoğan ile dizi yıldızı Kıvanç Tatlıtuğ karşılaştırıldı. Kahire Üniversitesi İngiliz Edebiyatı öğretim üyesi Sonia Farid imzalı yazıda, “2 Türk süperstarın” Mısır başta olmak üzere Arap aleminde toplumsal standartları değiştirdiği vurgulandı.

Yazıda şu ifadeler kullanıldı:

Mısır’da Gümüş çılgınlığı bitmiş değil. Kahire’nin en işlek otoyoluna konan reklam panosunda “Muhanned dönüyor” ifadesi yer alıyor. 100’den fazla Gümüş bölümü izlemiş olmamıza rağmen yeni bir sezon başlıyor. Tıpkı erkek vatandaşları gibi, kendilerine çok uzak bir örneğe gıptayla bakan Mısırlı kadınlar için üzülüyorum.

Birkaç gün önce aynı otoyolda arabamı sürerken bir başka Türk süperstarın “çok yakında” geleceği müjdeleniyordu. “Birlikte el ele geleceğe” yazısının üstünde Tayyip Erdoğan’ın resmi vardı. O gün Mısır’da Türk başbakana bir şekilde gönderme yapmayan tek bir tweet veya Facebook mesajı bulmak neredeyse imkansızdı. Mübarek rejiminin devrilmesinin ardından Erdoğan, Mısır’ın gelmiş geçmiş tüm sorularına cevap gibi görünüyordu.

Neden Muhanned?

KIVANÇ Tatlıtuğ’un Gümüş’te canlandırdığı karakterin adı Mehmet. Ancak Arap TV yayıncıları dizinin Arapça dublajını yaparken bu ismi Muhammed değil, Muhanned olarak çevirmeyi tercih etmişti. Tatlıtuğ’un karakterinin Müslümanlara örnek olmaktan uzak bazı hareketleri nedeniyle Hz. Muhammed’in ismiyle anılmasının tepki çekebileceği belirtilmişti. Bunun için Arapça’da cesaret ve gücü simgeleyen bir Hint kılıcının ismi olan Muhanned uygun görüldü.

Mısır’ın iyi çobanı

Muhanned’in kadınlara nasıl davranılması gerektiği konusunda tüm Mısırlı erkekleri utanç içinde bırakması gibi, Mısır’daki mevcut devlet başkanı adayları da Erdoğan ile kıyaslandığında sonsuz ölçüde yetersiz kalıyor. Erdoğan’ın Ortadoğu’da demokrasinin savunuculuğunu yaptığı konuşmayı izlemek üzere erkekler dahil herkes bir kez daha ekrana kilitlenmişti. O, Türkiye’yi Mısır halkının İyi Çoban’ı olarak taçlandırmak istiyor.

Yan dairedeki çocuk

Mısırlıların çoğu, Muhanned ile Erdoğan arasında bir bağ kuruyor, “Keşke bu iki isim de bizim ülkemizden çıksaydı” diyorlar. Muhanned Mısırlıların gördüğü ilk yakışıklı aktör değil. Ama onu Tom Cruise veya Antonio Banderas gibi isimlerden ayıran, Mısır ile yüzlerce yıllık tarihi ve kültürel bağları yaşayan bir ülkeden gelmesi. “Yan dairedeki” çocuk olması.

‘Ulaşılabilir’ seçenek

Benzer şekilde Erdoğan da bir süpermen değil. İyi bir siyasetçi olsa da, Türkler için kuşkusuz bir Mandela, Gandhi ve hatta Kemal Atatürk değil. Fakat Muhanned gibi o da şu anda en “ulaşılabilir” seçenek. Muhanned ile Mısırlı erkekler arasındaki gibi, Erdoğan ile Arap liderler arasında da bariz bir fark var.

Hürriyet


Zara: Aynur’a yapılanlar beni çok üzdü

Yazan: ChatLiaM Tarih: Eyl 25th, 2011 | Kategori:: Magazin

Zara son albümü Hazine’de kendi iç dünyasına dönüyor. Örnek bir sanatçı olarak gösterilmesinin kendisine bir sorumluluk yüklediğinin bilincinde. Sanatçı, bunun için her gün kendini geliştirmeye çalıştığını anlatıyor. Hayatı bir sınav olarak görüyor ve yaşadığı her şeyin Allah’tan kendisine gelen bir mesaj olduğunu kabul ediyor.

‘Hazine’ çok duygusal bir albüm olmuş. Sanki türküleri ve şarkıları kendinize söyler gibisiniz…

Benim için çok özel bir albüm. Çünkü yapımcılık, yönetmenlik, bestekârlık, yorumculuğumun harmanlandığı, her şeyiyle uğraştığım bir albüm. Tamamen benden haber veriyor. İçimi, dışımı, tecrübelerimi, değiştiğim ve geliştiğim yönlerimi anlatıyor. Benim hayata bakışımın bir tezahürü Hazine. Bir içe dönüş albümü. Çünkü benim derdim sadece kendimle. Bu dünyaya sevgiyi, sabrı ve edebi öğrenmek için geldiğimizi biliyorum. Karşıma çıkan her şeyin ve herkesin Allah’tan bana iletilen bir mesaj ve benim için bir sınav aracı olduğuna inanıyorum. Bu albümde bunu görüyorsunuz. Tamamen kendine ve içe yönelmiş, duygusal. Söyleminde de ‘Siz de içinize yönelin, kalbiniz bir hazine, vurun kazmayı gönlünüze ve o hazineyi dışarı çıkarın.’ var.

Bu içe dönüşte dış dünyanın etkisi var mı?

Sokağa çıktığınızda birbirine güler yüzle bakan, hoşgörülü bir toplum yok. Aslında bu duyguların hepsi içimizde var. O yüzden bundan vazgeçmeyelim ve gönlümüzdeki saf ve ulvi duyguları dışarı çıkaralım. Tefekkür edelim, tezekkür edelim sonra da teşekkür edelim. Dünyada tesadüf diye bir şeyin olduğuna inanmıyorum. Bu albümü alan bir insana belki oradaki bir cümle şifa olabilir. Bunları düşünerek, şarkılarımı dinleyenlerin kendini bulmasına bir vesile olmak istedim.

Albümde sizin besteleriniz de yer alıyor. Bu şarkıları hangi duygularla yazdınız?

Mesela albümdeki Kırmızı Gül isimli şarkımı modacım Songül’ün hikâyesinden etkilenerek yazdım. Bu şarkıların hiçbiri ısmarlama değil. Hepsinin yaşanmış hikâyeleri var. Çok kuvvetli bir empati duygusuna sahibim. Bu duyguyla yazıyorum bütün eserleri.

Ferdi Tayfur’un da çok sevilen bir şarkısını yorumlamışsınız. Son günlerdeki arabesk modasına ben de uyayım mı dediniz?

Benim için müziğin türü hiç de fark etmiyor. Sevdiğim ve yorumlayabildiğim her türlü eseri söyleyebilirim. Türkücü tanımını sevmiyorum. Sadece Türk halk müziği sanatçısı değilim, Türk müziği sanatçısıyım. Çok iddialı değilim ama birgün dünya müziği sanatçısı olmak isterim. Ferdi Tayfur’u çok severim. Kendisi ile tanışmak bile şerefken, bir tören sonrasında benden bu şarkıyı yorumlamamı istedi. “Bari Sen’i senden duymak beni mutlu eder.” dediğinde onore oldum. Onun eserini size emanet etmesi çok önemli.

Albümün kartonetinde ‘İçinizdeki çocuğu özgür bırakın’ diyorsunuz. Siz nasıl bir çocuktunuz? O çocuğu özgür bıraktınız mı yeniden?

Büyüklerim ve mahalledeki komşularım son derece kibar bir çocuk olduğumu söylüyor. Yalanı hiç sevmezdim. Mahalledeki bütün komşuların çocuklarını bize gönderdiklerini hatırlıyorum. Onların benden örnek alması için gönderdiklerini söylemişler. Okumaya ve öğrenmeye aç bir çocuktum. Herkesi dinlerdim sıkılmazdım, herkese yardım etmeye çalışırdım. Akranlarım oyun oynarken ben yaşlı teyzelerin poşetlerini taşırdım. Birini mutlu etmekten mutlu olurdum. Çocukken de bu böyleydi şimdi de…

Şimdiki duruşunuz da takdir ediliyor ve örnek sanatçı olarak gösteriliyorsunuz. Ciddi ve duruşunuz var. Gerçek hayatta da böyle misiniz?

Estağfurullah, hiç öyle demeyelim. Beğendiği desek daha doğru olur. Gerçek hayatımda çok espriliydir. Gülmeyi, güldürmeyi severim. Paylaşmayı severim. Bir şey istersem çok yakınıma bile rica ederim. Sonuçta insanım. Sesimi yükselttiğim zamanlar oluyor. Sürekli Şam şekeri gibi değilim. Bazen istemeden kalp kırdığım da oluyor. Bundan üzüntü duyarım. Sınırlarım vardır. İlişkilerimde bu sınırları önceden koyarım. Çitlerle çevrili bir bahçem var, ancak kapıyı çalanlar girebilir. Suistimale müsaade etmem.

Peki şarkılarınız gibi duygusal biri misiniz?

Çok duygusalımdır. Yüzde yetmişim duygusal, yüzde otuzum mantıktır. Ben mantık yönümü öne çıkarmaya çalışıyorum. Artık iş kadınlığına da soyunduğum için özellikle iş konusunda duygusallıktan uzaklaşmaya gayret ediyorum. O yüzden kendime hep şu soruyu sorarım: Verdiğin karar nefis bir karar mı yoksa kural mı? Her kararımda bunu kendime sorarım. İnsanlara inanmayı ve güvenmeyi seçerim. Karşımdakini de kendim gibi görürüm. Bu bana büyük mutluluk veriyor. Bu konuda suistimale açık bir noktadayım. Duygusal olmanın tokadını çok yedim.

Akıllandınız mı peki, pişman mısınız?

Hayır akıllanmadım. (Gülüyor) Yaşadığım hiçbir şeyden pişman değilim. Allah’ıma binlerce şükür olsun ki her şey olması gerektiği gibiydi. Onlar benim kendi zenginliğim, beni ben yapan şeyler. Hiç günah işlememiş biri yer yüzünde var mı? Benim de hatalarım ve günahlarım var. Ama önemli olan, aynı hataları bir daha yapmamak.

Ortamınız duygusallığı kaldırıyor mu?

Samimiyim, samimi olandan hoşlanıyorum. Karşımdaki değilse, arkamdan bir iş çeviriyorsa, Allah’ın lütfu ile dönüp dolaşıp ayağıma yuvarlanıyor. İnsan sarrafı biri değilim ama karşımdaki insan kötü niyetli ise bir şekilde bunu anlarım.

Kadın meslektaşlarınız magazin konusunda popüler olmak ve gündemde kalmak için çaba harcıyor. Sizin magazine bakışınız nedir?

Magazin doğru sunulursa yanlış bir şey değil. Çünkü göz önünde bir insansınız ve sizi beğenenler, sizden haber almak isteyenler var. Onlara kendimden haber vermek isterim. Ama gündemi boşu boşuna meşgul etmek, bana göre kul hakkına girer. Söyleyecek sözüm varsa o başka… Ama sürekli gündemde kalmak isteyen ve bunun için çaba harcayan arkadaşlara da saygım var. Benim derdim kendimle.

Örnek bir sanatçı olarak gösterilmek size ekstra bir sorumluluk yüklüyor mu?

Tabii ki. Her gün kendime ‘Zara kendini geliştirmelisin.’ diyorum. Sadece kendim için yaşamayı sevmiyorum. Daha çok üretmeli ve paylaşmalısın diyorum kendime. Bunun için çok kitap okuyorum. Okumak, benim için nefes almak gibi bir şey. İnsanların benden bir şey beklediğini düşünüyorum. Yoksa insanlar ne der diye kendimden feragat eden biri değilim. Neysem oyum.

Sanatçı, örnek alınacak biri midir?

Öyle midir konusu tartışılabilir ama bu bizim ülkemizde böyle… Bırakın yaptıklarını, görünüş bile örnek alınıyor. Bir dişçiye gittiğinizde gülen bir fotoğrafınızı görüyorsunuz. Bir kuaförde resminiz var. ‘Saçlarınızı bu şekilde mi yaptıracaksınız?’ diye insanlara soruluyor. Sizin fiziki özelliklerinizi takip eden, böyle olmak istiyorum diyenler var. Her şeye dikkat etmek zorundasınız..

Sizin de sesinizle var olduğunuz İftihar Abidemiz adlı albüm hazırlandı ve geliriyle okuma salonları açıldı. Adınıza yapılan okuma solonuyla ilgili gelişmeleri takip ediyor musunuz?

Benim adıma da Sivas’ta bir okuma salonu açıldı. İlk gördüğüm zaman hüngür hüngür ağlamıştım. Geçtiğimiz günlerde bana bir mail geldi. O okuma salonlarına giden öğrenciler çok ciddi başarılara imza atmışlar. Onların başarısını görünce çok duygulandım ve gece boyu ağladım.

Zara’nın geleceğe yönelik hayalleri neler?

Dünya için projeler yapmak istiyorum. Bunun için Sabri Tuluğ Tırpan ile çalışacağız. Hem iyi bir müzisyen bulmak hem de bu kişinin anlaşabileceğiniz biri olması çok zor. Tuluğ Bey bu iki tanıma da uygun. Onunla güzel projemiz var.

Şu zamana kadar söyledikleriniz çok felsefi. Felsefeyle ilgili misiniz?

Felsefede aşk yok. Bunun için tasavvufla daha çok ilgiliyim. Yaptığım işte mutlaka aşk olmalı. Riyasız ve samimi olmalı. İçinde aşk ve duygusallığın olduğu her şeye varım.

***

Kubat’la düet albüm yapabiliriz

Bundan 5 yıl kadar önce bir türkü furyası vardı. Şimdi bu furya bitti mi?

Türkü ya da eski şarkılar asla moda olmaz. Bunlar bizim kültürümüz. Onlar vazgeçilmezlerimiz. Bunlar bizim kimliğimiz. O yüzden bunlar her daim var olması gereken müzikler. Öne çıkar, geride kalmış gibi durur; ama hiç öyle değildir. Belki bazı dönemler popüler oluyordur ama bu da bizim derdimiz değil.

Bugünlerde de düet modası var. Kubat’la çok iyi işler yapıyorsunuz. Birlikte bir düet albüm düşünür müsünüz?

Neden olmasın? Kubat çok sevdiğim ve değer verdiğim bir sanatçı. Kardeşten öteyiz. Sorgusuz sualsiz birbirimizin olduğu işlere gideriz. Çok yüce bir yürek ve çok büyük bir ses. Neden olmasın, ben çok mutlu olurum.

Aynur’a yapılanlar beni çok üzdü

Aynur’a yapılanları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunun değil bir sanatçıya bir insana yapılması bile doğru değil. Empati yapalım. Aynı muamele size yapılsa ne kadar üzülürsünüz. Aynur, her zaman birliğimizi ve beraberliğimizi vurgulayan söylemleri olan bir sanatçı. Eğer böyle bir durumdan rahatsızlık duyulacaksa oraya gidilmemeliydi. Aynur, sanatçı olmasından öte bir insan. Yapılanlar insana reva görülecek şeyler değil. Ayrıca Anadolu’nun içindeki bütün diller, renkler ve hikâyeler bizimdir. O zaman birbirimizi neden inkâr edeceğiz? Bırakın bu topraklarda yaşamayı, başka ülkelerde yaşayan insanları bile sevmeliyiz. Yaradılanı Yaradan’dan ötürü sevmeliyiz.

ZAMAN