TürkChat Blog

Türkiye Chat Portalı TurkChat.Gen.Tr

Hos Geldiniz

Bu site Klavye Bilgisayar katkilariyla yapilip, bir Kelebek.Gen.TR calismasidir..
Turkchat.GEN.TR de bizimle beraber oldugunuz sure icinde zamaniniz nasil gectiginin farkina varmak zordur.. Fakat onemli olan bizimle gecirdiginiz her dakikada size olumlu, pozitif sekilde isinize yarayacak bilgiler
tavsiyeler verilebilir.

'Peygamberler' kategorisi icin arsiv

HzMuhammed’in Mucizeleri

Yazan: PaSaKL_Kz Tarih: Mar 29th, 2010 | Kategori:: Peygamberler

1 Muhammed Aleyhisselamın mucizelerinin en büyüğü Kur’an-ı Kerim’dir Bugüne kadar gelen bütün şairler, edebiyatçılar, Kuran-ı Kerim’in nazmında ve manasında aciz ve hayran kalmışlardır Bir ayetin benzerini söyleyememişlerdir İcazı ve belagati insan sözüne benzemiyor Yani bir kelimesi çıkarılırsa veya bir kelime eklense, lafzındaki ve manasındaki güzellik bozuluyor Nazmı arap şairlerinin şiirlerine benzemiyor İşitenler ve okuyanlar tadına doyamıyorlar Yorulsalar da usanmıyorlar Okumsaı ve işitmesinin sıkıntıları giderdiği sayısız tecrübelerle anlaşılmıştır Nice azılı İslam düşmanları, Kur’an-ı Kerim’i dinlemekle, kalpleri yumuşamış, imana gelmişlerdir Kur’an-I Kerim’i değiştirmeye çalışanlar oldu ise buna muvaffak olamamışlardır Allahü Teala buna izin vermemiştir ve vermeyecektir

2 Muhammed Aleyhisselamın meşhur mucizelerinin en büyüklerinden birisi de, ayın ikiye yarılmasıdır Bu mucize, başka hiç bir peygambere nasip olmamıştır Muhammed Aleyhisselam, elli yaşında iken, Mekke’de Kureyş kafirlerinin ele başları yanına geip “peygamberisen ayı ikiye ayır” dediler Muhammed Aleyhisselam, herkesin, özellikle tanıdıklarının, akrabasının iman etmelerini çok istiyordu Ellerini kaldırıp dua etti Allahü Tealaduasını kabul edip ayı ikiye böldü Yarısı bir dağın, diğer yarısı başka dağın üzerinde göründü Kafirler, Muhammed bize sihir yaptı dediler, iman etmediler

3 Muhammed Aleyhissselam, bazı gazalrında, susuz kalındığı zaman, elini suya sokmuş, parmakları arasından su akarak, bulunduğu kap devamlı taşmıştır Bazan seksem bazan üçyüz, bazan binbeşyüz, Tebük gazasında ise yetmiş bin kimsenin hepsi ve hayvanları, bu sudan içmişler ve kullanmışlardır Mübarek elini sudan çıkarınca akması durmuştur

4 Bir gün amcası Abbas’ın evine gidip, onu ve evladını yanına oturtup üzerine ihramı ile örterek “Ya Rabbi! Bu amcamı ve ehlibeytini örttüğm gibi, sen de, cehennem ateşinden kendilerini koru ” Dedi Duvardab üç kere amin sesi işitildi

5 Bir gün, kendisinden mucize isteyenlere karşı, uzaktaki bir ağacı çağırdı Ağaç köklerini sürüyerek gelip sselam verip, “Eşhedü en lailahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluh” dedi Sonra gdip yerine dikildi

6 Hayber gazasında önüne zehirlenmiş koyun kebabı koyduklarında, “Ya Resulallah beni yeme, ben zehirliyim” sesi işitildi

7 Bir gün, elindeput bulunan kimseye “Put bana söylerse iman eder misin?” dedi Adam, “ben buna elli senedir ibadet ediyorum Bana hiçbirşey söylemedi Sana nasıl söyler?”dedi Muhammed Aleyhisselam “Ey put ben kimim” deyince, sen Allahın Peygamberisin sesi işitildi Putun sahibi, hemen imana geldi

8 Medinede mescidde dikili bir odun vardı Hutbe okurken bu direğe dayanırdı Mimber yapılınca, direğin yanına gitmedi Odundan ağlama seslerini, bütün cemaat işittiler Mimberdeb inip direğe sarıldı Sesi kesildi “Eğer sarılmasaydım, benim ayrılığımdan kıyamete kadar alayacaktı ” Dedi

9 Eline aldığı çakıl taşlarının ve tuutğu yemek parçalrının arısesi gibi tesbih ettikleri çok görülmüştür

10 Bir kafir gelip, mucize göstermesini isteyince, duvarda asılı hurma salkımına “yanıma gel” demiş Salkım yere inip Resulullahın yanına gelmiştir Sonra “yerine git” demiştir Duvara kadar gidip, yerine çıkıp asılmıştır Köylü bunu görünce, hemen imana gelmiştir

11 Mekke’de bir kaç kurt, bir sürüden koyun kapıp götürdüler Çobanlar hcum edip, kurtardıklarında, kurtlaın birisi (rızkımızı elimizden alırken, allahtan korkmadın mı?) dedi Çoban (çok şaşırdım, kurt konuşur mu) deyince, kurt (asıl şaşılacak şey, Allah’ın Peygamberi olan hazret-i Muhammed mucizeler gösteriyor ) dedi

12 Hazreti Muhammed bir çayırda giderken, üç kere, ya resullalllah ssesini işitti O tarafa bakıp, bağlı bir geyik gördü Yanında bir adam uyuyordu Geyiğe ne istediğini sordu O da (bu avcı beni yakaladı Karşı ki tepede iki yavrum var Beni salıver Gidip onları doyurup geleyim) dedi Resul aleyhisselam “sözünü tutar mısın?” dedi (Allah için söz veriyorum, gelmezsem Allahü Teala’nın azabı üzerime olsun) dedi Resul aleyhisselam geyiğ bıraktı Biraz sonra geldi Adam uyanıp, ya Resulallah, bir emrin mi var dedi “Bu geyiği azad et ” buyurdu Adam geyiğin ipini çözdü Geyik “Eşhedü en lailahe illallah ve eşhedü enne Muahammeden Abduhu ve resulullah” dedi ve gitti

13 Bir gün, bir köylüyü imana davet etti (Vefat etmiş kızımı diriltirsen, iman ederim) dedi Mezarına gittiler İsmini söyleyerek kızı çağırdı Kabir içinden ses işitildi “Dünyaya gelmek ister misin?” buyurdu (Ya Resulullah! Dünyaya gelmek istemem Burada babamın evindekinden daha rahatım Ahiret, dünyadan daha iyi sesi işitildi ) Köylü bunu duyunca hemen imana geldi

14 Cabir bin Abdullah bir koyun pişirdi Resulullah Eshabı ile yediler “Kemiklerini kırmayınız” dedi Kemikleri toplayıp, mübarekellerini üstüne koyup dua etti Allahu Teala koyunu diriltti

15 Resulullah’a, söylemez bir çocuk getirdiler “Ben kimim” dedi Sen Resulullahsın dedi Ölünceye kadar konuştu

16 Bir kimse, yılan yumurtasına basarak iki gözü görmez oldu Resululllaha getirip yalvardılar Mübarek tükürüğünden gözlerine sürmekle gözleri görmeye başladı

17 Muhammed bin hatip diyor ki: ” Küçüktüm Üstüme kaynar su döküldü Gözlerim yandı Görmez oldum Babam Resulullaha götürdü Mübarek tükürüğünden gözlerime sürdü Gözlerim açıldı

18 Bir kadın, bir kel oğlunu getirdi Resulullah, mübarek elleri ile başını sıvadı Şifa buldu Saçları uzamağa başladı

19 Tirmızi ve Nesainin (Sünen) kitaplarında diyor ki, iki gözü a’ma bir kimse gelip, (ya Resulullah! Dua et gözlerim açılsın) dedi “Kusursuz bir abdest al, sonra Ya Rabbi! Sana yalvarıyorum Sevgili peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum Ey çok sevdiğim peygamberim Hazreti Muhammed! Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum Ya Rabbi! Bu yüce peygamberi bana şefaatçi eyle! Onun hurmetine duamı kabul et ” duasını okumasını söyledi Adam, bdest alıp dua etti Hemen gözleri açıldı

20 Amcası Ebu Talip ile bir çölde gidiyrdu Ebu Talip, çok susadığını söyledi Resulallah, hayvandan yere inip mübaek ayaklarının ökçesini yere vurdu Su çıktı “Amcam bu sudan iç” buyurdu

21 Hudeybiye gazasında susuz bir kuyunun yanına kondular Asker susuzluktan şikayet ettiler Bir kova su istedi , içinde abdest alıp ve tükürüp, bunu kuyuya döktürdü Bir ok verip, kuyuya atmalarını buyurdu Kuyunun su ile dolduğunu gördüler

22 Bir gazada, asker susuzluktan şikayet etdi Resul aleyhisselam, iki askeri su aramağa gönderdi Deve üstünde bir kadını gördüler ve getirdiler Resul aleyhisselam, kadından bir miktar su istedi Bir kap içine döktürdü Bütün asker gelip, sıra ile kaplarını tulumlarını doldurdular Kadına bir miktar hurma verip su tulumlarını doldurdular Kadına birmiktar hurma verip su tulumunu da doldurdular “Senin suyundan eksilmedi Bize suyu Allah verdi ” buyurdu

23 Medinede, minberde hutbe okurken, bir kimse ya Resullullah! (Susuzluktan çocuklarımız, hayvanlarımız, tarlalarımız helak oluyor İmdadımıza yetiş dedi Ellerini kaldırıp dua etti Gökte hiç bulut yokken, mübarek ellerini yüzüne sürmeden, bulutlar toplandı Hemen yağmur başladı Bir kaç gün devam etti Yine mimberde okurken, o kimse (Ya Resullullah, yağmurdan helak olacağız) deyince, Resul aleyhisselam, tebessüm etti Ve “Ya Rabbi, rahmetini başka kullarına da ihsan eyle” dedi Bulutlar açılıp güneş göründü

24 Cabir Bin Abdullah diyor ki; Çok borcum vardı Ağaçlarımdan aldığım hurmalar bunu yüzde birini karşılamayacak kadar azdı Resullullaha haber verdim Bahçeme gelip hurma yığınının etrafında üç kere dolaştı “Alacaklılarını çağır gelsinler” buyurdu Her birine hakları verildi Yığından bir şey azalmadı

25 Bir kadın hediye olarak bal gönderdi Balı kabul edip boş kabı geri gönderdi Allahu Teala’nın kudreti ile kap bal ile dolu olarak geri geldi Kadın gelerek, (Ya Resullullah hediyemi niçin kabul etmediniz? Acaba günahım nedir?) dedi “Senin hediyeni kabul ettik Gördüğün bal Allahu Teala’nın hediyene verdiği berekettir ” dedi Kadın sevinerek balı evine götürdü Çoluk cocuğuyla aylarca yediler Hiç eksilmedi Bir gün yanılarak başka kaba koydular Ordan yiyerek bitirdiler Bunu Resullulaha haber verdiler Gönderdiğim kapta kalsaydı, dünya durdukça yerlerdi, hiç eksilmezdi” buyurdu

26 Ebu Hüreyre diyor ki; Resullullaha bir kaç hurma getirdim Bunlara bereket verilmesi için dua etmesini söyledim Bereketli olmaları için dua buyurdu Hurmalrın bulunduğu çantaların gece gündüz yanımdan ayırmayıp, Hazreti Osman zamanına kadar hep yedim Yanımdakilere de yedirdim Ve avuç dolusu sadaka verdim

27 Resullullah Süleyman Peygamber gibi bütün hayvanların dilinden anlardı Gelerek sahibinden veya başkalarından şikayet eden hayvanlar çok görüldü Huneyn gazasında binmiş olduğu Düldül ismindeki ak katıra yere çök dedi Düldül hemen çökünce yerden bir avu kum alıp, kafirlerin üzerine saçtı Düşmandan bu topraktan gözüne isabet etmeyen hiç kimse kalmadı Cenabı Hakkaın yadımıyla düşman hezimete uğradı

28 Resulullahın gaybdan haber verdiği çok görüldü Bu mucizesiüç kısımdır Birinci kısmı kendi zamanından evvel olan ve kandisine sorulam şeylerdir ki, bunlara verdiği cevaplar, çok kafirleri, katı kalpli düşmanlarının imana gelmelerine sebep olmuşthur İkinci kısmı, kendi zamanında olmuş ve olacak şeyleri haber vermesidir Üçüncü kısmı kendisinden sonra kıyamete kadar dünyada ve ahirette olacak şeyleri bildirmesidir Acem padişahı Hüsrevden Medineye elçiler geldi, bunları çağırıp “bu gece kisranızı kendi oğlu öldürdü” dedi Birkaç gün sonra oğlunun babasını öldürdüğü haberi geldi

29 Bir gün zevcesi Havsa’ya “Ebu Bekir ile baban ümmetimin idaresini eline alacaklar” buyurdu Bu sözle, Ebu Bekir’in ve Havsanın babası olan Ömer’in halife olacaklarını müjdeledi

30 Ebu Hüreyre’yi Medine’de zekat olarak gelmiş olan hurmaları muhafazasına memur etmişlerdi Bir kimseyi hurma çalarken yakaladı (Seni Resulullaha götüreceğim) dedi Hırsız fakirim çoluğum cocuğum çoktur diyerek yalvarınca bıraktı Ertesi gün Resulullah Ebu Hüreyreyi çağırıp, “Dün gece bıraktığın adam ne yapmıştı?” dedi Ebu Hüreyre anlatınca “Seni aldatmış, yine gelecektir ” Buyurdu Ertesi gece yine geldi ve yakalandı Tekrar yalvarıp Allah aşkına dedi ve kurtuldu Üçüncü gece tekrar gelip yakalanınca yalvarmaları fayda vermedi (Beni bırakırsan sana bir kaç şey çğretirim, çok işine yarar) dedi Ebu Hüreyre kabul etti (Gece yatarken ayetel kürsi’yi okursan Allahü Teala seni korur Yanına şeytan yaklaşamaz) dedi ve gitti Ertesi gün Resulullah Ebu Hüreyre’ye tekrar sorup cevap alınca “Şimdi doğru söylemiş, halbu ki kendisi çok yalancıdır Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun?” dedi (Hayır bilmiyorum) diyince, “O kimse şeytan idi” buyurdu

31 Rum İmparatorunun orduları ile harp için Mute denilen yere asker gönderdiği zaman, sahabelerden dört emirin arka arkaya şehit olduklarını kendisi Medine’de mimber üzerinde iken Allahü Teala’nın göstermesiyle görerek yanındakilere haber verdi

32 Muaz Bin Cebel’I vali olarak Yemen’e gönderirken Medine’nin dışına kadar uğurlayıp ona çok nasihatler verdi “Seninle kıyamete kadar artık buluşamayız” dedi Muaz Yemen’de iken Resulullah Medine’de vefat etti

33 Vefat ederken kızı Fatıma’ya “Akrabam arasında bana evvela kavuşan sen olacaksın” dedi Altı ay sonra Hz Fatıma vefat etti Akrabasından O’ndan evvel kimse vefat etmedi

34 Kays Bin Şemmaz ismindeki kimseye “güzel olarak yaşarsın ve şehit olarak ölürsün” dedi Hazreti Ebu Bekir halife iken Yemame’de Müseylemetül Kezzap ile yapılan muharebede şehit oldu Hazreti Ömer ve Ali’nin şehit olacaklarını dahi haber verdi

35 Acem Padişahı Kisranın ve Rum Padişahı Kayser’in memleketlerinin müslümanların eline geçeceğini ve hazinelerinin Allah yolunda dağıtılacaklarını müjdeledi

36 Ümmetinden çok kimsenin denizden gazaya gidecelerini ve sahabeden olan Ümmi Hirem ismindeki kadının o gazada bulunacağını haber verdi Hazreti Osman halife iken, müslümanlar gemiler ile Kıbrıs adasına gidip harb ettiler Bu hanım da beraberdi

37 Resul Aleyhisselam bir gün, yüksek bir yerde oturuyordu Yanındakilere dönerek “Benim gördüğümü siz de görüyor musunuz? Yemin ederim ki evlerinizin arasında sokaklarda meydana gelecek fitneleri görüyorum ” Dedi Hazreti Osman’ın şehit edildiiği günlerde ve sonra Yezid zamanında Medine’de büyük fitneler meydana geldi Sokaklarda çok kimsenin kanı döküldü

38 Bir gün, kendi zevcelerinden birinin halifeye karşı isyan edeceğini haber verdi Hazreti Aişe bu söze gülünce, “Ya Hümeyra, bu sözümü unutma! Bu kadın sen olmayasın” buyurdu Sonra Hazreti Ali’ye dönüp “bunun işi senin eline düşerse kendisine yumuşak davran” dedi 30 sene sonra Hz Aişe, Hz Ali ile harp etti Ve O’na esir düştü Hazreti Ali O’nu ikram ve ihtiram ile Basra’dan Medine’ye gönderdi

39 Hazreti Muaviye’ye “bir gün ümmetimin üzerine hakim olursan iyilik yapanlara mükafaat et, kötülük edenleri de affeyle” dedi Hazreti Muaviye, Hazreti Osman zamanında Şam’da yirmi sene valilik, sonra yirmi sene de halifelik yaptı

40 Bir gün “Muaviye hiç mağlup olmaz” buyurdu Nice zaman sonra meydana gelen muharebelerin hiçbirinde mağlup olmadı Hatta Hz Ali Sıffın muharebesinde, bu hadisi işitince, “Eğer önceden işitseydim, Muaviye ile harp etmezdim” dedi

41 Ammar Bin Yasere “Seni bagi ola kimseler öldürecektir ” dedi Hazret-I Ali ile birlikte, Hazreti Muaviye’ye karşı savaşırken şehid oldu

42 Kızı Fatıma’nın oğlu olan Hasan için “Bu oğlum çok hayırlıdır Allahü Teala, müslümanlardan iki büyük ordunun sulh etmesine bunu sebep yapacaktır” buyurdu Büyük ordu ile haret-I muaviye’ye karşı harp edeceği zaman, fitneyi önlemek, müslümanların kanının dökülmemesi için hakkı olan halifeliği Hazret-I Muaviye’ye teslim etti

43 Abdullah bin Zübeyr, Resulullah’ın hacamat edilirken çıkan kanını içti Bunu görünce, “İnsanlardan senin başına neler gelecek biliyor musun? Senden de insanlara çok şey gelecek Cehennem ateşi seni yakmaz” buyurdu Abdullah bin Zübeyr Mekke’de halifeliğini ilan edince, Abdülmelik bin Mervan Şamdan Haccacı büyük bir askerle Mekke’ye gönderdiç Abdullah’ı yakalayıp öldürdü

44 Abdullah İbn-i Abbas’ın annesine bakı, “senin bir oğlun olacak Dğoduğu zaman bana getir!” dedi Çocuğu getirdiklerinde, kulağına ezan ve ikamet okuyup, mübarek tükürüğünden ağzına sürdü İsmini Abdullah koyup annesinin kucağına verdi “Halifelerin babasını al, götür ” dedi Çocuğun babası olan hazreti Abbas, bunu işitip, gelip sorunca “evet, böyle söyledim Bu çocuk halifelerin babasıdır Onalar arasında seffaf, mehdi ve İsa Aleyhisselamla namaz kılan bir kimse bulunacaktır ” Dedi Abbasi Devletinin başına başına çok halifeler geldi Bunların hepsi, Abdullah bin abbas’ın soyundan oldu

45 Bir gün “Ümmetim arasında, şii denilen çok kimseler meydana gelecekdir Bunlar, İslam dininden ayrılacaklardır ” Buyurdu

46 Eshabından çok kimseye hayr dualar etmiş, hepsi kabul olunarak faydalarını görmüşlerdir Hazret-I Ali diyor ki; “Resulallah beni Yemen’e kadı olarak göndermek istedi Ya Resulallah! Ben kadılık yapmasını, mahkemede hükm vermesini bilmiyorum dedim Mübarek elini göğsüme koyup “Ya Rabbi! Bunun kalbine doğru şeyleri bildir Hep doğru söylemek nasip eyle!” buyurdu Allaha yemin ederim ki, bana gelen şikayetçilerden doğru olanı hemen anlar, hak üzere hükm ederdim

47 Resulallah’ın Cennete gideceklerini müjdelediği on kimseye ‘Aşere-I Mübeşşere’ denir Bunlardan Sa’d bin Ebi Vakkas’a Uhud gazasında éYa Rabbi! Bunun oklarını hedeflerine ulaştır ve dualarını kabul eyle!” dedi Bundan sonra Sa’dın her duası kabul oldu ve her attığı ok düşmana rastladı

48 Amcasının oğlu Abdullah bin Abbasın alnına mübarek ellerini koyup “Ya Rabbi! Bunu dinde derin alim yap, hakmet sahibi eyle! Kur’an-ı Kerimin bilgilerini kendisine ihsan eyle! Dedi Bundan sonra, bütün ilimlerde ve bilhassa tefsir, hadis ve fıkıh bilgilerinde zamanın bir tanesi oldu Sahabe ve tabi’in herşeyi bundan öğrenirlerdi İslam memleketleri bunun talebeleri ile doldu

49 Hizmetçilerinden Enes bin Malike “Ya Rabbi, bunun malını ve çocuklarını çok eyle Ömrünü uzun eyle Günahlarını af eyle!” duasını yaptı Zaman geçtikçe, malları, mülkleri çoğaldı Yüz on sene yaşadı Ömrünün sonunda, ‘Ya Rabbi, Habibinin benim için yaptığı dualardan üçünü kabul ettin, ihsan ettin! Dördüncüsü olan günahların affedilmesi acaba nasıl olacak’ deyince “Dördüncüsünü de kabul ettim Hatırını hoş tut!” sesini işitti

50 Malik bin Rebiaya “Evladın bereketli olsun!” diyerek dua etti Seksen oğlu oldu

51 Nabiga ismindeki meşhur şair şiirleinden bir kaçını okuyunca, araplar arasında meşhur olan “Allahü Teala dişlerini dökmesin” duasını söyledi Nabiga yüz yaşına gelmişti Dişleri ak ve berrak, inci gibi dizilmiştir dururdu

52 Urve bin Cu’d için “Ya Rabbi! Bunun ticaretine bereket ver!” dedi Urve diyor ki, bundan sonra yaptığım ticaretlerin hepsi karlı oldu Hiç zarar etmedim

53 Kendi kızı Fatıma, birgün yanına geldi Açlıktan benzi sararmıştı Elini göğsüne koyup, “Ey açları doyuran Rabbim! Muhammedin kızı Fatıma’yı aç bırakma!” dedi Fatıma’nın hemen yüzü kanlandı, canladı Ölünceye kadar hiç açlık duymadı

54 Aşere-I Mübeşşere’den Abdurrahman bin Avfa bereket ile dua etti Malı o kadar çoğaldı ki, dillerde destan oldu

55 Her Peygamberin duası kabul olur Her peygamber, ümmeti için dünyada düa etti Ben ise, kıyamet günü ümmetime şefaat iznş verilmesi için dua ediyorum İnşallah duam kabul olacak Müşrik olmayanların hepsine şefaat edeceğim” buyurdu

56 Mekkede bazı kmylerde gidip iman etmeleri için çok uğraştı Kabul etmediler Yusuf Peygamber zamanında Mısırda görülen kıtlık gibi sıkıntı çekmeleri için dua etti O sene oralarda öyle kıtlık oldu ki, leş yediler

57 Amcası Ebu Lehebin oğlu Uteybe, Resulallah’ın damadı oldupu halde, Resulallaha iman etmed Ve çok üzdü Mübarek kızı Ümmü Gülsüm hatunu boşadı Çirkin şeyler söyledi Buna çok üzülüp “Ya Rabbi! Buna köpeklerinden birini gönder” dedi Uteyybe Şama ticaret için giderken bir gece arkadaşlarının arasında yatıyordu Bir aslan gelip arkadaşlarını koklayıp bıraktı Sıra Uteybeye gelince, onu parçaladı

58 Bir kimse sol eliyle yemek yiyordu “Sağ el ile ye” dedi Sağ kolum hareket etmiyor diye yalan söyledi “Sağ elin artık hareket etmesin” buyurdu Ölünceye kadar sağ elini ağzına götüremez oldu

59 Acem padişahı Hüsrev Pervize iman etmesi iin mektup gönderdi Hüsrev mektubu parçaladı ve getiren elçiyi şehid etti Resul aleyhisselam bunu işitince çok üzüldü ve “Ya Rabbi benim mektubumu parçaladığı gibi, onun mülkünü parçala” dedi Resullulah hayattta iken Hüsrevi oğlu Şiruye hançerle parçaladı Hazreti Ömer halife iken, Acem memleketlerinin hepsini müslümanlar fethettiler Hüsrev’in nesli de mülkü de kalmadı

60 Resul Aleyhisselam, çarşı’da emri maruf ve neyhi münker ederken, nasihat verirken, Mervan’ın babası olan Hakem bin As ismindeki alçak, Resulullahın arkasından gelerek, gözlerini açıp kapar ve yüzünü buruşturu, böylece alay ederdi Resul Alaeyhisselam, arkaya dönüp, onun bu çirkin halini görünce “Kendini gösterdiğin şekilde kal” buyurdu Ölünceye kadar, yüzüz gözü oynak kaldı

61 Allahu Teala, habibini belalaardan korurdu Ebu Cehl, Resullullahın en büyük düşmanı idi Büyük bir taşı mübarek başına vurmak için kaldırdığı zaman, Resulullahın iki omuzunda birer yılan görerek taş elinden düştü ve kaçtı

62 Kabe yanında namaz kılarken, yine alçak Ebu Cehl tam zamanındır diyerek, bıçakla üzerine yürümek istedrken, hemen geri dönüp kaçtı Arkadaşları, niçin korktun deyince ‘ Muhammed ile aramızda ateş dolu bir henden gördüm Bir çok kimseler beni bekliyorlardı Bir adım atsaydım, yakalayıp ateşe atacaklardı Çok korktum’ dedi Bunu müslümanlar işitip, Resulullaha sorduklarında “Allahın melekleri onu yakalayıp parçalayacaklardı ” Buyurdu

63 Hücretin üçüncü senesinde Resul Aleyhisselam Kattan Gazvesinde bir ağaç dibinde yanlız yatarken, Dasür isminde bir pehlivan kafir, elinde kılıçla gelip ‘seni benden kim kurtarır’dedi Resulullah “Allah kurtarır” dediği zaman, Cebrail ismindeki melek, insan şeklinde görünüp kafirin, göğsüne vurdu Resul aleyhisselam kılcı eline alıp “Seni benden kim kurtarır” dedi ‘Beni kurtaracak, senden daha hayırlı kimse yoktur’ diye yalvardı Af buyurup serbest bıraktı İmana gelip çok kimselerin de imana gelmesine sebep oldu

64 Hicretin dödüncü senesinde Beni Nadir’de Resulullah, Yahudilerin kale duvarları altında Eshabı ile konuşurken, bir yahudi büyük bir değirmen taşını yukarıdan atmak istedi Taşa elini uzatınca iki eli çolak oldu

65 Hicertin dokuzuncu senesinde uzaklardan akın akın gelip iaman ediyorlardı Amir ile Erbed isminde iki kafir gelenler arasına katılıp, Amir Resulullaha imana geldiklerini söylerken Erbed arkaya geçip kılıcını kınından çıkarmak istedi Eli tutmaz oldu Amir karşıdan ne duruyosun diye işaret edince, Resul Aleyhisselam, “Allahü Teala ikinizin zararaında beni korudu ” Buyurdu Oradan ayrıldıklarında Amir Erbede niçin sözünde durmadın dedi Oda ne yapayım ki kaç kere kılıcı çekmek istedim Hep seni ikimizin araınsında gördüm dedi Bir kaç gün sonra hava açıkken ansızın bulutlar kapladı Erbede yıldırım düşerek devesiyle birlikte öldü

66 Resul Aleyhisselam birgün abdest alıp mestlerinden birini giyip ikincisine elini uzatırken bir kuş geldi, mesti kapıp havada silkeledi İçinden bir yılan düştü Sonra kuş mesti yere bıraktı Bugünden sonra ayakkabı giyerken önce silkelemek sünnet oldu

67 Resul alayhisselam gazalarda ve çöllerde, kendini muhafazaiçin eshabından bekçiler ayırmıştı Maide suresindeki “Allah seni insanların zararından korur” ayeti gelinc, bundan vazgeçti Düşmanlar arasında yanlız dolaşır, yanlız yatar, hiç korkmazdı

68 Sahabeden Enes bin Malikte Resulullahın bir mendili vardı Bununla mübarek yüzünü silerdi Enes, bununla yüzünü siler, kirlendiği zaman ateşe bırakırdı Kirler yanıp, mendil yanmaz tertemiz olurdu

69 Bir kuyunu suyunu kova içinden içip kalanını kuyuya döktüler Kuyudan her zaman misk kokusu çıkardı

70 Utbe bin Ferhat ismindeki bir kimsenin bedeninde kurdeşen denilen hastalık çıktı Resul aleyhisselam, onu soyup ve kendi mübarek ellerine tükürüp, gvdesiyni sıvadı Hasta şifa buldu Bedeni misk gibi kokardı Bu hal uzun zaman devam etti

71 Selmanı Farisi, hak din aramak için, İrandan çıkıp dünyayı dolaşmaya başladı Bunu bir yerde yakalayıp, Medineli bir yahudiye köle olaraksattılaar Hicrette Resulallah Medineye girerken karşılaştılar Hemen imana geldi Bir kaç sene sonra 300 hurma ağacı ile binaltıyüz dirhem altun ödemek şartı ile azaad edlmesine söz kesti Resulallah bunu işitti Mübarek elleri ile ikiyüzdoksandokuz hurma ağacı dikti Ağaçlar o gün meyve vermeğe başladı Birini Hazreti Ömer dikmişti O meyve vermedi Resulallah bunu çıkarıp yeniden dikti Hemen meyve verdi Bir gazada ganimet alınan, yumurta kadar altını Selman’a verdiler Selman Resulallaha gelip bu gayet azdır Bin altıyüz gram gelmez dedi Mübarek elleine alıp tekrar Selmana verdi Bunu sahibine götür dedi Yarısı ile efedisine olan borcunu ödedi Diğer yarısı dakendine kaldı

72 Resul Aleyhisselam, bir gün namaz kılarken şeytan gelip namazını bozmak istediğinde, mübarek elleri ile yakaladı Bir daha gelip namazı bozdurmayacağına dair söz alıp serbest bıraktı

73 Medine’deki münafıklaaırn reisi olan abdullah bin Übey bin Selul, öleceğine yakın Resulallah’I çağırdı Arkanızdaki gömleği bana kefen yapınız diye yalvardı Her istenileni vermek adeti olduğu için, gömleğini ihsan eyledi Cenaze namazını dahi kıldı Medine’de bulunan bin münafık, Resulallahın bu ihsanına hayran kalıp, imana geldiler

74 İlk zamanlarda Mekkede bulunan Kureyş kafirlerinden Velid Bin Mugire, as bin Vail, Haris bin kays, Esved bin Yagus ve Esved bin Mttalip, Resulallaha cefa ve eziyet etmekte aşırı gidiyorlardı Cebrail aleyhisselam gelip “Seninle alay edenlere cezalarını veririz ” Ayetini getirip, seni bunların işkencelerinden kurtarmak için emr olundum dedi Velidin ayağına, ikincisinin ökçesine, üçüncüsünün burnuna, dödüncüsünün başına, beşincisinin gözlerine işaret etti Velidin ayağına bir ok battı Çok kibirli olduğundan eğilerek oku çıkarıp atmak kendine ağır geldi Demiri topuk damarına batp, siyatik hastalığına yakalandı Asın ökçesine diken battı Tulum gibi şişti Harisin burnundan devamlı kan geldi Esved bir ağacın altında neşeli otururken, kafasını ağaca vurup, diğer Esvedde ama olup hepsi helak ldular

75 Dos kabilesinin reisi Tufeyl, hicretten önce, Mekke’de imana gelmişti Kavmini imana davet için Resulallah bir alamet istedi “Ya rabbi! Buna bir ayet ahsan eyle” buyurdu Tuefyl kabilesine gidince İki kaşı arasında bir nur parladı Tufeyl, ‘Ya Rabbi! Bu alameti yüzümden giderip başka be yerinekoy Bunu yüzümde görenlerden bazısı, kendi dinlerinden çıktığım için cezalandırıldığımı zannederler’ dedi Duası kabul olup nur yüzünden gitti Elindeki kamçının ucunda kandil gibi parladı Kabilesindekiler zamanla imana geldiler

76 Biri Maune denilen muharebede kafirler verdikleri sözü bozarak yetmiş Sahabeyi şehid ettiler Bunlar arasında Hazreti Ebu Bekrin kölesi iken azad ettiğ ve ilk iman edenlerden Amir Bin Füheyreyi süngülediklerinde,kafirlein gözü önünde, melekler göğe kaldırdılar Bunu Resulallaha haber verdiklerinde “Onu cennet melekleri defn ettiler ve ruhunu cennete götürdüler” buyurdu

77 Sahabeden Habib ismindeki zatı, kafirler yakalayıp Mekke’ye götürdüler, astılar Kafirler görsün de sevinsin diyerek sehbadan indirmediler Resul Aleyhisselâm, bunu haber alarak gizlice iki adam gönderip gece ağaçtan aldılar Medineye getirirken, arkalarından yetmiş atlı yetişti Bu iki müslüman, kendilerini kurtarmak için, Habibi yere bıraktılar Yer yarılıp Habib kayboldu Kafirler bu hali görünce dönüp gittiler

78 Sahabenin büyüklerinden Said bin Muaz, Uhud gazasında yaralandı Bir zaman sonra vefat etti Namazında yetmişbin meleğin bulunduğunu Resulallah bildirdi Kabri kazılırken, her tarafa misk kokusu yayıldı

79 Hicretin yedinci senesinde Resullullah, Habeş padişahı Necaşiye ve rum İmparatoru Herakliyusa ve Acem padişahı Husreve ve Bizansın Mısırdaki valisi Mukavse ve Şamdaki Valisi Harise ve Umman Sultanı Semameye mektuplar göndererek, hepsini imana davet etti Mektupları götüren elçiler, gittikleri yerin dillerini bilmiyorlardı Ertesi sabah Allahü Tealanın kudreti ile, o dilleri bilip, konuşmaya başladılar

80 Sahabenin büyüklerinden Zeyd Bin Harise uzak bir yere gidyordu Kira ile tuttuğu katırcısı, tenha bir yerde bunu öldürmek istedi İzin isteyip iki rekat namaz kıldı Sonra üç kereYa Erhamerrahimin dedi Her birini söylerken ‘Onu öldürme’ sesi geldi Dışarıda adam var sanarak, katırcı dışarı çıkıp içeri girdi Üçüncüsünde, elinde kılıç bulunan bir süvari içeri girip katırcıyı öldürdü Bunun melek olduğu anlaşıldı

81 Resulallahın zevcelerinden Ümmü Seleme hanımın azad ettiği Sefine ismindeki sahabi, Resulallahın hizmetinden hiç ayrılmazdı Rumlara karşı yapılan savaşta askerden ayrılıp kafirlere esir düştü Kaçıp gelirken karşısına korkunç bir aslan çıktı ‘Ben Resulallahın hizmetçisiyim’ deyip başından geçenleri arslana anlattı Aslan buna yüzünü gözünü sürüp yanımda yürü dedi Düşmandan bir zarar gelmesin diye yanından ayrılmadı İslam askeri görülünce, dönüp gitti

82 Cehcahi Gaffari isminde birirsi halife olan Hareti Osman’a isyan etti Resulallahın her zaman elinde taşıdığı asâyı dizi ile kırdı Bir sene sonra dizinde sir pençe (Anthrax) denilen hastalığı ölümüne sebep oldu

83 Hazret-I Muaviye Şamdan haccagelip, Resulallahın Medine’deki mimberi şerifini Şam’a götürmek istedi Mimberi yerinden oynattıklarında, güneş tutuldu Her taraf kararıp, yıldızlar göründü Hazret-I Muaviye korkarak bu arzusundan vazgeçti

84 Uhud gazasında Ebu Katadenin bir gözü çıkıp yanağı üzerine düştü Resulallaha getirdiler Mübârek eli ile gözünü yerine koyup “Ya Rabbi, gözünü güzel eyle” dedi Bu gözü diğerinden daha güzel oldu Ondan daha kuvvetli görürdü

85 İyas bin Seleme diyor ki, Hayber gazasında, Resulallah beni gönderip Ali’yi istedi Ali’nin gözleri ağrıyordu Elinden tutup güçlükle getirdim Mübarek parmaklarına tükürüp, Ali’nin gözlerine sürdü Sancağı eline verip, Hayber kapısında döğüşmeye gönderdi Çok zamandır açılamayan kapıyı Hazreti Ali yerinden söktü ve Eshabı Kiram kaleye girdiler
Ebu Bekir Sıddik ( R A ) garip bir riya görüp,uykusunda ağlamaya başlar Öyle ağlar ki,evin dışından duyulur Bu sırada Ömer bin Hattap ( R A ) oradan geçer Ağlama sesini duyunca,kapıyı çalar Ebu Bekir Sıddik uykusundan uyanıp,kapıya koşar,gözlerinden yaşlar aktığı halde kapıyı açar Hazreti Ömer onu görür ve kendisine :
- Bu ağlamak nedir ? diye sorar Ebu Bekir :
- Sahabeleri buraya topla ki,sana anlatayım, der
Bunun üzerine Hz Ömer bütün sahabeleri oraya toplar Ebu Bekir ( R A ) anlatmaya başlar
- Rüyamda kıyametin koptuğunu gördüm Bir takım insanları,parlayan yıldızlar gibi minberlerin üzerinde buldum Meleğe : ” Bunlar kimdir ? ” diye sordum Melek :
- Onlar peygamberlerdir Hazreti Muhammed Mustafa ( S A S )’i bekliyorlar dedi Ben :
- Muhammed ( S A S ) nerededir ? Beni onun yanına götür Ben onun hizmetçisi ve sahabelerinden Ebu Bekir’im,dedim
Melek beni onun yanına götürdü Onu Arş’ın altında,sarığını önüne koymuş,sağ elini Arş’a uzatmış,sol elini uzatıp cehennemin kapılarını kapamış bir halde gördüm O,bu haliyle şöyle niyazda bulunuyordu :
- Ey Allah’ım,ümmetimi bağışla Onların içinde alimler,salihler,hacılar,umre yapanlar,gaziler,mücahitler vardır
Böyle niyazda bulunurken,gaipten şöyle bir bir nida geldi :
- Ey Muhammed ( S A S ),sen itaat edenleri zikrediyorsun,diğerlerini anmıyorsun Zalimleri,şarap içenleri,zina yapanları,faiz yiyebleri,bunlarıda zikret
Bunun üzerine peygamber Aleyhisselam şöyle niyazda bulundu :
- Ey Allah’ım,onlar senin buyurduğun gibidirler Fakat,onlardan hiçbiri sana ortak koşmamıştır,puta tapmamıştır,sana çocuk isnad etmemiştir,Tevhidi bırakmamıştır Ey Allah’ım,onlar hakkındaki şefaatımı da kabul buyur Onlara olan merhametimide kendilerine ulaştır,diye yalvardı
Ben kendisine çok acıdığım için :
- Ya Muhammed ( S A S ),kendine acı,dedim O :

- Ya Ebu Bekir,ümmetime şefaat etmek için Rab’bime niyazda bulundum Rab’bimde kabul buyurdu,dedi
Hazret-i Peygamber’e :
- Hepsinemi,yoksa bazısına mı ? diye sordum Tam o anda sen kapıyı çalıp beni uyandırdın ve cevap almaya vakit bırakmadın,ey Hattap oğlu Ömer
Hazret-i Ebu Bekir,Hazret-i Ömer’e böyle söylediği anda bir de bakalrı ki,gaipten bir ses üç kere :
diye sesleniyor Her ikisi de ” El-Hamdü Lillah” diyerek şükr
ettiler


Allah`ın Hz.Muhammed`i (s.a.v) Uyarması..

Yazan: PaSaKL_Kz Tarih: Mar 25th, 2010 | Kategori:: Peygamberler

Al-i İmran Suresi 106 – Biz, daha hayırlısını veya benzerini getirmedikçe, herhangi bir âyetin hükmünü neshetmez veya ertelemeyiz. Allah’ın herşeye kadir olduğunu bilmez misin?  [16,101; 22,52]

Hem nesheden, hem de neshedilen âyetler, Kur’ân metni olma bakımından eşit değerdedirler. Daha hayırlı olma, o hükmü uygulayanların elde edecekleri sevap yönündendir.

Nesh: Dilde nakil veya izale anlamındadır. Istılahta: “Şariin, şer’î bir hükmü, daha sonraki şer’î bir delille kaldırması”dır. Allah Teâla insanlığı Cahiliye anarşisinden İslâma çıkarırken köprü konumundaki sahâbe neslini eğitmede neshi bir metod olarak kullanmıştır. Geçiş döneminin, muayyen bir vakit için yapılmış bazı istisnalar ihtiva etmesi kaçınılmazdır. Esasen nesh, bir yönü ile, vahyin bölüm bölüm indirilmesinin bir tezahürüdür. Biz insanlara göre değiştirme görünen durum, Allah Teâla bakımından nihaî hükmü beyan etmedir. Ancak bize, ilk hükmün sona ereceği vakit bildirilmediğinden, sınırlı ilmimiz, bu işi yürürlükten kaldırma sanmaktadır. Allah, mahlûkatı yaratmadan önce nâsihi de mensûhu da bilir. Fakat yüce hikmetiyle, mensûh olan ilk hükmün, muayyen bir vakitte sona erecek bir hikmet ve maslahat (işlev) ile sınırlı olduğunu da bilmektedir. Neshe bir misal verelim: Miras paylarındaki nihaî hüküm (4,11-12) gelmeden önce, anne ve baba gibi yakınlara vasiyetle mal bırakma farz kılınmıştı (2,180). Neshin çok az örneği vardır. İtikadî bir konu değil, ilmî bir değerlendirmedir.

Al-i İmran Suresi 107 – Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Sizin O’ndan başka ne bir hâminiz, ne de bir yardımcınız vardır.

NİSÂ SÛRESİ 105 – 113 – İnsanlar arasında Allah’ın sana bildirdiği şekilde hükmetmen için Biz sana kitabı gerçeğin, hakkın ta kendisi olarak indirdik. Artık hainlerin müdafaacısı (avukatı) olma.

106 – Allah’tan af dile. Çünkü Allah gafurdur, rahimdir (affı ve merhameti boldur).

107 – Ve kendi öz canlarına hıyanet edenleri savunma. Çünkü Allah, hainlikte ve günahkârlıkta çok aşırı olanları asla sevmez.

108 – İnsanlardan gizlemeye çalışırlar da, Allah’tan gizlemeyi düşünmezler.

Halbuki onlar Allah’ın razı olmayacağı tezviratı planlarken O hep onların yanında idi. Zaten Allah, onların yaptıkları ve yapacakları her şeyi ilim ve kudretiyle ihata etmiştir.

109 – Haydi diyelim, siz bu dünya hayatı bakımından onları savundunuz, peki yarın kıyamet günü kim Allah’a karşı onları savunacak? Yahut kim onların vekili olacak?

Benî Zafer kabilesinden Tu’me, komşusu Katade’nin zırhını çalmış, bir un dağarcığının içinde götürüp Zeyd adlı bir Yahudinin evine bırakmış. Katade Tu’me’den şüphelendiğini söylemiş. O ise, bilmediğine yemin etmiş, evi de aranmış, zırh bulunamamış. Sonra un izinin Katade’nin evinden Zeyd’in evine gittiği tesbit edilmiş. Zırh Zeyd’de çıkınca, bunu Tu’me’nin bıraktığını söylemiş. Delil Zeyd’in aleyhinde. Bazı Yahudiler Zeyd’in lehinde şahitlik edip suçsuz olduğunu söylemişler.

Benî Zafer konuyu bir aile haysiyeti şeklinde ele alarak Tu’me’ye iftira edildiğini, hırsızın Zeyd olduğunu, zaten delillerin de bunu gösterdiğini öne sürerek davayı Hz. Peygamber (a.s.)’a götürdüler. Hz. Peygamber Tu’me’nin yeminine, Benî Zafer gibi müslüman bir kabile mensuplarının tezkiyelerine ve zahirî delillere bakarak Tu’me’nin suçsuz olduğuna temayül eder gibi oldu. Fakat tam hüküm vereceği sırada 105-115. âyetler vahyedildi.

Bu olay, Peygamberin risâletinin gerçekliğine ve Kur’ân’ın evrenselliğine, tarafsız ve Allah katından olduğuna parlak bir delildir. Kur’ân “Biz”den olan koca müslüman bir kabilenin aleyhine olarak, bir Yahudinin haklılığını ilan etmekten çekinmez.

110 – Kim kötülük eder veya günah işleyerek nefsine zulmeder de sonra Allah’tan af dilerse, Allah’ı gafur ve rahim (affı ve merhameti bol) bulur.

111 – Kim günah kazanırsa, onu sırf kendi aleyhine kazanır. Allah her işi hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.

112 – Kim bir hata (küçük günah) veya büyük günah işler, sonra onu masum olan birinin üstüne atarsa, bir iftira ve pek kesin bir vebal yüklenmiş olur.

113 – Eğer senin üzerinde Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir zümre seni bile, hükümde şaşırtmaya yeltenmişlerdi.

Fakat onlar yalnız kendi kendilerini şaşırtırlar, sana hiçbir zarar veremezler.

Nasıl zarar verebilirler ki Allah sana kitap ve hikmeti indirmekte ve sana bilmediklerini öğretmektedir. Gerçekten Allah’ın senin üzerindeki lütfu pek büyüktür. [42,52-53; 28,86]

ENFAL SÛRESİ  67 – Bir Peygamberin, dünyada zafer kazanıp küfrü zelil kılmadıkça, esirler edinip onları fidye karşılığında serbest bırakması uygun düşmez.Siz dünya metâını istiyorsunuz. Allah ise âhireti kazanmanızı istiyor. Allah azizdir, hakîmdir (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir).  [47,4]

Âyetin ikinci cümlesindeki “Siz dünya metâını istiyorsunuz” hitabı, ashab’ı kiramadır. Bedir gazvesine kadar ganimet, peygamberler için helal değildi. Hz.Peygamber (a.s.) ashabı ile yaptığı istişare sonucunda onların ekserisinin görüşüne uyarak ve müsamaha tarafını tercih ederek, fidye almak suretiyle esirleri salıverdi. Bu âyet-i kerime, önce içtihat’taki isabetsizliğe işaret ettikten sonra, Hz.Peygamberin yüce makamını belirtmek üzere, bundan böyle onun bu içtihadını esas kural haline getirmiştir.

Bu âyet, Bedir gazvesinde alınan esirlerden fidye alınıp salıverilmelerinden sonra indirildi. Âyet-i kerime yapılan işin isabetsiz olduğunu bildirerek başlıyor. Hemen arkasından 69. âyet o uygulamayı kabul edip, bundan dolayı gönülleri ferahlatarak şüpheye yer bırakmıyor. Hatta isabetsiz olduğu bildirilen bu uygulama, bundan böyle, benzeri durumlarda bir kural haline getiriliyor. Kur’ân Hz. Peygamber (a.s.)’ın sözü olsaydı, bu sözün baş tarafını söyleyen biri olarak, sonunu da söylemesi tasavvur edilemezdi. Zira aynı anda iki zıt rûhî durum mümkün değildir. ikinci ruh hâli galip geldiği takdirde, zaten hatalı olan öncekini silmiş olması gerekirdi. Artık kendisini küçük düşürecek olan o isabetsizliği zikretmezdi. Psikoloji bilginleri, burada iki ayrı şahsiyet bulunduğunu ve sözün şöyle diyen bir hâkim’e ait olduğunu söylerler: “Yaptığın iş pek doğru değil, bununla beraber seni affettim, bu hususta sana izin verdim, artık böyle yapabilirsin.”

68 – Eğer (içtihad neticesi verilen hükümlerden ötürü azap etmeyeceğine veya ganimetleri helâl kılacağına dair) Allah’ın Levh-i Mahfuzda yazdığı daha önceki bir hüküm olmasaydı, aldığınız fidyeden dolayı size büyük bir azap dokunurdu. {KM, Tesniye 20,10-14; 13,13-18}

69 – (Ama bundan böyle fidyeyi ve ganimeti size mübah kıldım) artık aldığınız ganimetleri helâl ve hoş olarak yeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının! Gerçekten Allah gafurdur, rahîmdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur).

TEVBE SûRESİ 43 – Hay Allah seni affedesice! Niçin sence doğru söyleyenler iyice belli oluncaya ve yalancılar da meydana çıkıncaya kadar beklemeyip izin isteyen o münafıklara izin verdin ?

YûNUS SÛRESİ 43 – Onların arasında sana bakanlar da var. Fakat gözleri görmeyenlere sen nasıl doğru yolu gösterebilirsin, hele basiretleri de yoksa! [25,41-42]

Baş gözü ile beraber kalb gözü de görmezse, böyle bir âmaya birşey anlatmak mümkün olmaz. Görmekten gaye, ibret almaktır. Dolayısıyla, asıl önemli olan basirettir. Bundan ötürü kalb gözü açıksa âma, birşeyler sezer. Hatta böyle olan bir âma, ahmak olan göz sahibinin anlayamadığını anlar.

44 – Allah insanlara asla zulmetmez. Lâkin insanlar kendi kendilerine zulmederler.

99 – Eğer Senin Rabbin dileseydi, dünyada ne kadar insan varsa hepsi imana gelirdi.

Ama bunu irade etmedi. Şimdi sen mi, imana gelsinler diye insanları zorlayacaksın ?

AHZÂB SÛRESİ 37 – Hani hem Allah’ın nimet ve ihsanına, hem de senin iyiliğine nail olmuş olup da hanımını boşamaya karar vermiş olarak sana danışmaya gelmiş olan kişiye sen:

“Eşini yanında tut Allah’tan kork!” demiştin. Allah’ın açığa çıkaracağı bir durumu içinde saklamıştın, çünkü insanlardan çekinmiştin. Halbuki asıl Allah’tan çekinmen gerekirdi.

Neticede, Zeyd eşini boşayıp onunla ilişkisini kestikten sonra, Biz onu sana nikâhladık ki, bundan böyle evlatlıkları, eşleriyle ilişkilerini kestikleri, onları boşadıkları zaman, o kadınlarla evlenmek hususunda müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri her zaman gerçekleşir. [4,23]

Allah’ın ve Peygamberimizin ihsanlarına nail olan şahıs, Zeyd ibn Harise (r.a)’dır. Çocuk iken esir düşüp köle olarak satılan Zeyd’i Hz. Hatice (r.a) almış, daha sonra Hz. Peygamber (a.s.) ile evlendiği zaman ona hediye etmişti. Bilahere ailesi fidye vererek geri almak istedi. Peygamberimiz, isterse fidyesiz olarak ailesine gitmesi hususunda onu muhayyer bıraktı. O ayrılmak istemeyince Hz. Muhammed (a.s.m.) onu evlat olarak ilan etti.

Hz. Peygamber, Zeyd’in, halası Ümeyme’nin kızı Zeyneb ile evlenmesine vesile oldu. Fakat Zeyneb, köle asıllı olan Zeyd’i kendisine denk saymadığından, işin başından beri onunla uyum sağlayamadı. Sonunda Zeyd Hz. Peygambere gelip evliliğe son vermek istediğini söyledi. Durumu izleyen Hz. Peygamber (a.s.m) bu neticeyi yerinde bulmakla beraber Zeyd’in yüzüne karşı söylemek de istemedi. “Eşini yanında tut!” diye asıl temennisini dile getirdi.

Zeyd boşayıp iddetini doldurunca Zeyneb serbest kaldı. Peygamberimiz çekinmesine rağmen, Allah onunla evlenmesini emretti. Böylece evlatlık kurumunu ilga işinde Hz. Peygamber, kendi nefsinden örnek vermek imtihanı ile karşı karşıya kaldı. Hz. Peygamberin, bir gün Zeyneb’in güzelliğinin farkına varması neticesinde Zeyd’in onu boşadığı zannını uyandıran ve nakil yönünden de sahih olmayan rivayetin, muhtevası da makul değildir. Zira halası kızı olarak öteden beri tanıyıp evlenmelerinde de tam bir aracılık yapan Hz. Peygamber’in onu yeni fark ettiği iddiasını doğru bulmak mümkün değildir.

1 – Ey Peygamber! Niçin eşlerini memnun etmek için sen kendini sıkıntıya sokup Allah’ın sana helâl kıldığı şeyleri nefsine âdeta haram kılıyor, kendini onlardan mahrum bırakıyorsun? Bilirsin ki Allah gafûrdur, rahîmdir (senin bu zelleni de bağışlar. Sana olan bu târizi, senin yüce makamını titizlikle korumasındandır).

Bu âyet-i kerimede geçen haram kılmadan ne kasdedildiği, sözlü bir yemin mi yoksa sadece fiilî bir geri durma mı sözkonusu olduğu hakkında geniş bilgi  tefsirlerde yer alır. Ayrıca Peygamberimizin verdiği sır ne idi? 3. âyette “sır olarak bir söz (hadîsen)” buyurulmasından burada, yapılan bir işten ziyade, Hz. Peygamberin bir hanımına verdiği bir sırrın konu teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Fakat ne o hanımın isminin açıklanmasına, ne de bu sözün ne olduğunun bildirilmesine bir sebep olmadığı için, Allah Teâla bunu bildirmemiş, böylece bir nevi aile sırlarını bilenlerin de onları yaymalarının doğru olmadığını hatırlatmıştır (Buna rağmen tefsirlerde, ilgili hanımın Hz. Hafsa (r.a.) olduğu hakkında, ittifak edilmiş olup bu söz hakkında üç rivayet vardır).

TAHRîM SÛRESİ 1 – Ey Peygamber! Niçin eşlerini memnun etmek için sen kendini sıkıntıya sokup Allah’ın sana helâl kıldığı şeyleri nefsine âdeta haram kılıyor, kendini onlardan mahrum bırakıyorsun? Bilirsin ki Allah gafûrdur, rahîmdir (senin bu zelleni de bağışlar. Sana olan bu târizi, senin yüce makamını titizlikle korumasındandır).

Bu âyet-i kerimede geçen haram kılmadan ne kasdedildiği, sözlü bir yemin mi yoksa sadece fiilî bir geri durma mı sözkonusu olduğu hakkında geniş bilgi  tefsirlerde yer alır. Ayrıca Peygamberimizin verdiği sır ne idi? 3. âyette “sır olarak bir söz (hadîsen)” buyurulmasından burada, yapılan bir işten ziyade, Hz. Peygamberin bir hanımına verdiği bir sırrın konu teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Fakat ne o hanımın isminin açıklanmasına, ne de bu sözün ne olduğunun bildirilmesine bir sebep olmadığı için, Allah Teâla bunu bildirmemiş, böylece bir nevi aile sırlarını bilenlerin de onları yaymalarının doğru olmadığını hatırlatmıştır (Buna rağmen tefsirlerde, ilgili hanımın Hz. Hafsa (r.a.) olduğu hakkında, ittifak edilmiş olup bu söz hakkında üç rivayet vardır).

 1. Peygamberin bal şerbeti içmemeye yemin etmesi.

2. Zayıf senetli bir rivâyet olarak Mariye’ye yaklaşmayacağına dair yemini.

3. Hilafetin Hz. Ebû Bekir, sonra da Hz. Ömer’e geçeceğine dair verdiği sır. Fakat asıl nüzül sebebi, Peygamberimizin, hanımlarını manevî yönden daha yüksek bir makama çıkarmak için îla yaparak bir ay süre ile uzlete çekilmesidir.

2 – Allah gerektiğinde yeminlerinizi çözmek için keffaret yolunu göstermiştir. Allah sizin yardımcınızdır, sahibinizdir. O her şeyi mükemmelen bilen, tam hüküm ve hikmet sahibidir.

3 – Hani bir ara Peygamber, eşlerinden birine sır olarak bir söz söylemişti. Fakat o bunu kumalarından birine haber verince, Allah da bu durumu elçisine bildirdi. O da eşine söylediğinin bir kısmını bildirip, bir kısmından ise vazgeçmişti. Peygamber, o eşine bu sûretle anlatınca o hayret ederek: “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber de: “Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah, bana haber verdi.” diye cevap verdi.

4 – Şimdi ikiniz de ey Peygamber eşleri, eğer kalplerinizin matlup olan durumdan kayması sebebiyle Allah’a tövbe ederseniz ne âla!

ABESE SÛRESİ 1-2 – Yanına görmeyen (âma) biri geldi diye yüzünü ekşitti ve sırtını döndü.

Hz. Aişe’den (r.a) şöyle dediği nakledilmiştir: “Abese diye başlayan ayetler, âma olan İbn Ümmi Mektum hakkında indi. O Resûlullah’a (a.s.m) gelip: “Beni irşad et” deyip duruyordu. Hz. Peygamberin yanında ise müşriklerin ileri gelenlerinden birisi vardı. O böyle derken Resulullah âmadan yüzünü çevirip diğerine döndü ve:

“Ne dersin, sana söylediğim sözlerde, sence mahzurlu bir taraf var mı? deyince o da: “Hayır, (böyle bir şey yok)” dedi. İşte bu sûre, bu vesile ile indirildi.”

Bu rivayeti kitabına alan Tirmizî, senedi yönünden bu hadisin “garîb” olduğunu söyler. Ayrıca Hz.Âişe’den olmaksızın başka bir rivayete de yer verir. Kütüb-i Sitte’den Tirmizî dışında bu rivayeti nakleden muhaddis yoktur. Fakat müfessirler, bu rivayete dayanarak, bu âyetlerin nüzul sebebinin, bu hadise olduğunu yazarlar. Abese sûresinin baş tarafındaki âyetler başka türlü tefsire de müsaittir. Fakat nüzul sebebi bu hadise olsa ve âyetler buna göre tefsir edilse dahi, burada Hz. Peygamber (a.s.)’a itab edildiğini söylemek doğru olmaz. Zira Hz. Peygamber görevi olan tebliğ işini yapmaktadır. Gelen kişi, sözün arasına girmekle âdaba aykırı davranmıştır. Peygamberimizin işine müdahele ederek, görgü kuralına aykırılığın ötesinde ma’siyet bile işlediği söylenebilir. Hz. Peygamber, onu azarlamamış, sadece cansıkıcı bir iş yaptığını yüz ifadesiyle belirtip onu eğitmiştir. Bu eğitme de onun hem hakkı, hem görevi idi. Dolayısıyla burada itap için hiçbir sebep yoktur.

3-4 – Ne bilirsin, belki de alacağı öğütle arınacaktı. Yahut nasihatı dinleyip ondan yararlanacaktı.

5-6 – Ama irşada ihtiyaç duymayana ise, ona dönüp itibar ediyorsun.

7 – Halbuki kendisi arınmak istemiyorsa onun arınmamasından sana ne!

8-10 – Fakat Allaha saygı duyarak sana şevkle koşa koşa gelenle sen ilgilenmiyorsun.

11 – Hayır! Öyle yapma. Çünkü o ayetler öğüttür, uyarıdır. 

Yok eğer hislerinize mağlub olup Peygambere karşı birbirinize arka çıkarsanız bilin ki Allah da onun yardımcısıdır. Cebrail de, salih müminler ve melekler de ayrıca onun yardımcılarıdır.

5 – Eğer o sizi boşayacak olursa belki de Rabbi ona sizden daha hayırlı, Allah’a teslimiyet gösteren, mümin, gönülden itaat eden, tövbe eden, kendisini ibadete vermiş, oruca düşkün dul veya bâkireler olarak başka eşler nasib eder. 

Kaynak : Kuran Meali – Prof.Dr. Suat Yıldırım


Hz.Peygamberimizin İsimleri

Yazan: PaSaKL_Kz Tarih: Mar 25th, 2010 | Kategori:: Peygamberler

Abdullah
Allah (cc)’ ın kulu
Âbid
Kulluk eden, ibadet eden
Âdil
Adaletli
Ahmed
En çok övülmiş, sevilmiş
Ahsen
En güzel
Alî
Çok yüce
Âlim
Bilgin, bilen
Allâme
Çok bilen
Âmil
İşleyici, iş ve aksiyon sahibi
Aziz
Çok yüce, çok şerefli olan
Beşir
Müjdeleyici
Burhan
Sağlam delil
Cebbâr
Kahredici, gâlip
Cevâd
Cömert
Ecved
En iyi, en cömert
Ekrem
En şerefli
EminDoğru ve güvenilir kimse
Fadlullah
Allah-ü Teâlanın ihsânı, fazlına ulaşan
Fâruk
Hakkı ve bâtılı ayıran
Fettâh
Yoldaki engelleri kaldıran
Gâlip
Hâkim ve üstün olan
Ganî
Zengin
Habib
Sevgili, çok sevilen
Hâdi
Doğru yola götüren
Hâfız
Muhafaza edici
Halîl
Dost
Halîm
Yumuşak huylu
Hâlis
Saf, temiz
Hâmid
Hamd edici, övücü
Hammâd
Çok hamdeden
Hanîf
Hakikate sımsıkı sarılan
Kamer
Ay
Kayyim
Görüp, gözeten
Kerîm
Çok cömert, çok şerefli
Mâcid
Yüce ve şerefli
Mahmûd
Övülen
Mansûr
Zafere kavuşturulmuş
Mâsum
Suçsuz, günahsız
Medenî
Şehirli, bilgilive görgülü
Mehdî
Hidayet eden, doğru yola erdiren
Mekkî
Mekkeli
Merhûm
Rahmetle bezenmiş
Mes’ûd
Mutlu
Metîn
Çok sağlam ve güçlü
Muallim
Öğretici
Muktedâ
Peşinden gidilen
Mübârek
Uğurlu, hayırlı, bereketli
Müctebâ
Seçilmiş
Mükerrem
Şerefli, yüce
Müktefî
İktifâ eden, yetinen
Münîr
Nurlandıran, aydınlatan
Mürsel
Elçilikle görevlendirilmiş
Mürtezâ
Beğenilmiş, seçilmiş
Muslih
Islah edeci, düzene koyucu
Mustafa
Çok arınmış
Müstakîm
Doğru yolda olan
Mutî
Hakka itaat eden
Mu’tî
Veren ihsân eden
Muzaffer
 Zafer kazanan, üstün olan
Müşâvir
Kendisine danışılan
Nakî
Çok temiz
Nakîb
Halkın iyisi, kavmin en seçkini
Nâsih
Öğüt veren
Nâtık
Konuşan, nutuk veren
Nebî
Peygamber
Neciyullah
Allah’ ın sırdaşı
Necm(i)
Yıldız
Nesîb
Asil, temiz soydan gelen
Nezîr
Uyarıcı, korkutucu
Nimet
İyilik, dirlik ve mutluluk
Nûr
Işık, aydınlık
Râfi
Yükselten
Râgıb
Rağbet eden, isteyen
Rahîm
Mü’minleri çok seven
Râzî
Kabul eden, hoşnut olan
Resûl
Elçi
Reşîd
Akıllı, olgun, iyi yola götürücü
Saîd
Mutlu
Sâbir
Sabreden, güçlüklere dayanan
Sâdullah
Allah’ ın mübârek kulu
Sâdık
Doğru olan, gerçekci
Saffet
Arınmış, seçkin kişi
Sâhib
Mâlik, arkadaş, sohbet edici
Sâlih
İyi ve güzel huylu
Selâm
Noksan ve ayıptan emin olan
Seyfullah
Allah’ ın kılıcı
Seyyid
Efendi
Şâfi
Şefaat edici
Şâkir
Şükredici
Tâhâ
Kur’ân-ı Kerîm’ deki ismi
Tâhir
Çok temiz
Takî
Haramlardan kaçınan
Tayyib
Helal, temiz, güzel, hoş
Vâfi
Sözünde duran, sözünün eri
Vâiz
Nasihat eden
Vâsıl
Kulu Rabb’ine ulaştıran
Yâsîn
Kur’ân-ı Kerîm’ deki ismi, gerçek insan, insan-ı kâmil
Zâhid
Mâsivadan yüz çeviren
Zâkir
Allah’ ı çok anan

Mevâhib-i Ledünniye isimli kitaptan 99 adedi alınmıştır. Bu kitapta diğer 301 ismini bulabilirsiniz