TürkChat Blog

Türkiye Chat Portalı TurkChat.Gen.Tr

Hos Geldiniz

Bu site Klavye Bilgisayar katkilariyla yapilip, bir Kelebek.Gen.TR calismasidir..
Turkchat.GEN.TR de bizimle beraber oldugunuz sure icinde zamaniniz nasil gectiginin farkina varmak zordur.. Fakat onemli olan bizimle gecirdiginiz her dakikada size olumlu, pozitif sekilde isinize yarayacak bilgiler
tavsiyeler verilebilir.

Andıç emrini komuta katı verdi

Yazan: ChatLiaM Tarih: Eki 19th, 2011 | Kategori:: Haber

İnternet andıcı davasında tutuklu sanık, Adana 6. Kolordu Komutanı Korgeneral Mehmet Ersöz de savunmasını tamamladı. Genelkurmay bünyesinde faaliyet gösteren internet sitelerinin hükümet aleyhine yayın yaptığı şeklindeki iddiaları basından öğrendiğini belirten Eröz, sitelerin yayınının durdurulması ve yeniden yapılandırılması, yani andıç emrinin de komuta katından geldiğini söyledi.

Eröz, “İrtica İle Mücadele Eylem Planı” belgesinin basında yer almasından sonra andıçta belirtilen internet siteleri çalışmalarının durdurulması konusunda Genelkurmay Başkanı 2. Başkanı Hasan Iğsız’dan sözlü emir aldığını, emri Bilgi Destek Dairesi Başkanı firari sanık Tümgeneral Mustafa Bakıcı’ya aktardığını ifade etti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ‘internet andıcı’ davasında tutuklu sanık Mehmet Eröz, 16 sayfalık yazılı savunmasını okuyarak hakkındaki iddialara cevap verdi. Korgeneral Eröz savunmasında “darbeye teşebbüs etmek” ve “ara yönetici olarak örgüt üyelerini yönlendirmekle suçlandığına dikkat çekerek “Ben yasa dışı hiçbir iş ve eylem yapmadım, emir ve talimat vermedim. Hiçbir zaman yasa dışı bir yapılanmanın içinde yer almadım.” dedi. 20 Ağustos 2008 tarihinde Genelkurmay Harekat Başkanı olarak göreve başladığını anlatan Koreneral Eröz, “Ayrıca Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanı olarak Başbakan’ın askeri danışmanıydım. Belirli zamanlarda Başbakanlık makamına görevlerim çerçevesinde veya kendilerinin istediği konularda bilgi veriyordum. Ayrıca kendisini ziyaret eden yabancı askeri heyetler olduğunda yanında bulunuyordum.” ifadesini kullandı.

Sanık Eröz, Harekat Başkanlığı görevine başladığında kendisine bağlı olan Bilgi Destek Daire Başkanlığı’na, İç Güvenlik Daire Başkanı Tuğgeneral. Mustafa Bakıcı’nın vekalet etmesinin emredildiğini anlattı. Bilgi Destek Dairesi’nin TSK’yı yıpratmayı amaçlayan girişimlere karşı internet siteleri işlettiğini ve bu sitelerin kendisinin göreve başlamasından 10 yıl önce kurulduğunu belirten Eröz, “Göreve başlarken bana hiç kimse internet sitelerine ‘basında çıkan ve hükümet aleyhine olduğu iddia edilen yazıların konduğundan’ bahsetmedi. Görevim sırasında da hiçbir zaman internet sitelerinde yayınlanmak üzere önüme yazı gelmedi. Ben hiçbir zaman hükümet aleyhine bir haberin internet sitelerine konması için ne teklif aldım, ne emir aldım ve ne de emir verdim. Böyle bir faaliyetin yapıldığından da haberim yoktu. Ancak göreve başlamamdan sonra bu içerikteki yayınlardan bilgim olsaydı kesinlikle engeller müsaade etmezdim.” diye konuştu.

Dava konusu internet sitelerinin varlığını 4 Şubat 2009 tarihinde basında çıkan haberlerden öğrendiğini söyleyen Eröz, şunları ifade etti: “Komuta katı o anda olayların geldiği aşama ve bazı yasa değişiklikleri yapılmış olması nedeniyle mevcut internet sitelerinin yayınlarının durdurulması ve bunların mevcut yasa ve direktifler çerçevesinde incelenerek yeniden yapılandırılması (Andıç) emri verdi. Biz de Harekat Başkanlığı olarak konu üzerinde çalışmaya başladık. Genelkurmay’ın ilgili başkanlıkları ve adli müşavirliği ile koordineli olarak bir andıç hazırlayıp 2 Nisan 2009 tarihinde Komuta Katı’nın onayını aldık. Andıcı hazırlama görevini Harekat Başkanlığı olarak biz aldık. Burada bizim yaptığımız; andıcın, önce Harekat Başkanlığı tarafından hazırlanıp sonra diğer başkanlıkların koordine paraflarının alınması şeklinde olmuştur.”

Andıçta tanıtım ve bilgilendirme maksatlı “Terör örgütleri, laiklik karşıtı eylemler, kurumu tanıtma, iç ve dış kamuoyunu bilgilendirme” şeklinde dört ayrı konuda internet sitesi kurulmasının öngörüldüğünü anlatan Eröz, dava konusu ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’ 12 Haziran 2009 tarihinde yayınlandığında bu sitelerin içerikleri üzerinde çalışmakta olduklarını ifade etti. Eröz, İrtica İle Mücade Eylem Planı basında yer aldığında kendisinin dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile Hırvatistan’da, Bilgi Destek Dairesi Başkanı Tümgeneral Mustafa Bakıcı’nın da Milli Savunma Bakanı ile beraber Pakistan’da olduğunu anlattı.

Tutuklu sanık Eröz, askeri savcılığın incelemesini tamamlamasının ardından MEBS Başkanlığı’na iade edilecek internet bağlantısı olan 26 adet bilgisayar için “Güvenli temizlik yapın” talimatı ile ilgili olarak da açıklamada bulundu. Eröz, “O an için teknik bilgi yetersizliğimizden veya dikkatsizliğimizden kaynaklanan gereksiz bir ifade olmuştur” açıklamasını yaptı. Verdiği emirdeki amacın bilgi silmek değil, bilgisayarları iade etmek olduğunu belirten Eröz, “İade edilecek bilgisayarların silinmesi, yönergenin getirdiği bir sonuçtur.” dedi. Eröz, “Verdiğim emirde ‘hemen hafta sonunda mesaiye gelip bilgisayarları silin ve evrakları imha edin’ diye bir ifade yoktur. Hafta sonu mesaiye gelinip bu işlerin bitirilmesini isteyen Daire Başkanı’dır. Onun da, bu zamana kadar çoktan bitmesi gereken bazı işlerin bitirilememiş veya kendisi tarafından kontrol edilememiş olmasından kaynaklanmış olabileceğini değerlendiriyorum.” şeklinde konuştu.

Sanık Eröz’ün savunmasını tamamlamasının ardından Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, duruşmayı 20 Ekim 2011 tarihine ertelediklerini açıkladı. Duruşmada Eröz’ün çapraz sorgusunun yapılması bekleniyor.

CİHAN


İpekçi, Eralp’e çağdaşlık dersi verdi

Yazan: ChatLiaM Tarih: Eki 13th, 2011 | Kategori:: Haber

Meclis’teki pantolon tasarısı ile başlayan tartışma yeni boyut kazandı. CNNTürk’te Ahmet Hakan’ın sunduğu Tarafsız Bölge’de Sırrı Süreyya Önder, Yalım Eralp, Cemil İpekçi, Esra Elönü ve Şükran Soner konuyu tartıştı. Çağdaşlık ve giyim konusu konuklar arasında gerginliğe yol açtı.

Eski büyükelçi Yalım Eralp, Yeni Zelanda’da Meclis’te kıyafet yasağından vazgeçmeyi düşündüğünü ancak yapılan oylamada 2’ye birle “ceket parlamentoda saygı ifadesidir” denilerek vazgeçildiğini belirtti. Sırrı Süreyya Önder’in Meclis için “ulvi bir yer” olduğunu söylediğini hatırlatan Eralp, “Camilere de istediğiniz gibi giremiyorsunuz?” diye sordu. ABD’de bir milletvekilinin sarı cesetle Meclis’e girmesine Meclis başkanının ‘Zibidi gibi gezme git ceket giy gel’ dediğini söyleyen Eralp, bu uygulamanın Fransa ve İngiltere’de de bulunduğunu söyledi.

Eralp, parlamentoların büyüklüğünün sadece yasalarla olmadığını geleneklerin de yaşatılmasının da bunun bir göstergesi olduğunu belirtti ve “İngiltere’de anayasa bile yok ancak geleneklerle yönetiliyor” dedi. Eralp, TBMM’nin de bir gelenekle başladığını bu görüntünün de düşürülmemesi gerektiğini savundu ve TBMM’nin İran parlamentosu gibi görmek istemediğini söyledi.

Program konuklarından modacı Cemil İpekçi ise giyim konusunda Meclis’lerinde sınır getirenlerin yaş oranlarını merak ettiğini, 50 yaş üstündeki insanların bir sürü şeye “hayır” dediğini belirterek “1944-1945 yılları ve öncesi doğmuş insanların dünyası değil bugün. Gelenek görenek ve adetler 100 yılda olaşan bir olay değildir. “ dedi. Eralp’in askerlerin kıyafetlerinin hiç değişmediği sözüne de itiraz eden Cemil İpekçi ABD başta olmak üzere dünyada birçok ülkenin askerinin kıyafetlerinin sürekli değişim gösterdiğini hatırlattı.

Cemil İpekçi gelenek göreneğe bakılması halinde 700 yıllık imparatorluk geçmişine gidilmesi gerektiğini belirterek şunu söyledi: “Ben bir moda tasarımcısı olarak çağdaş kıyafet çağına uyan kıyafet demektir. Çağdaşlığın kıyafeti olmaz çağdaşlığın düşüncesi olur.”

Programa bağlanan Sırrı Süreyya Önder, Cemil İpekçi’ye teşekkür ederken Yalım Eralp’e tepki gösterdi. Önder, “Bana zibidi demediniz ama ilk meclise zibidi dediniz. Açın bakın ilk meclisle ilgili görüntülere. Sarıklı cübbeli şalvarlı, sizin tabirinizle çağdaş olmayan kıyafetlerle Türkiye halkının kaderini belirlediler dedi. Eralp’in gelenek ifadesine de tepki gösteren Sürreya Önder, Meclis’in üst üste 10 yıldan fazla çalıştırılmadığını belirterek “Neyin geleneğinden bahsediyorsunuz” diye sordu. Meclis’e sunulan öneriyi Eralp’in okumadığını savunan Önder, kendi önerilerinde ceket ve pantolon olduğunu belirterek” Bana kalsa onu da insanların ferasetine bırakırım. Bana bu türden bir aymazlık gelir dediler ben ihtimal vermedim. Ama geldi.” Dedi.

Sırrı Süreyya Önder ile Yalım Eralp arasındaki tartışma daha sonra İran Meclisi üzerine oldu. Tartışmaya daha sonra Esra Elönü ve Cumhuriyet yazarı Şükran Soner katıldı. Tartışma çok farklı boyutlara dönüştü.

haber7


Erdoğan, Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’na yanıt verdi

Yazan: ChatLiaM Tarih: Eki 6th, 2011 | Kategori:: Haber

Erdoğan, Bahçeli ve Kılıçdaroğlu'na yanıt verdi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Kim hangi kuruluştan nasıl bir kredi almış, hangi vakıftan ne almış? Bunlar bellidir. Ana muhalefet partisinin genel başkanı da belediyelerini arasın. Siz nereden ne aldınız, ne almadınız soruştursun. Bu o zaman ortaya çıkacaktır” dedi.

Erdoğan, Güney Afrika’dan Türkiye’ye dönüş yolunda, uçakta Başbakanlık muhabirlerinin sorularını yanıtladı.

Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin Güney Afrika gezisi konusundaki sorusu üzerine şunları söyledi:

”Gerek sayın Cumhurbaşkanı Zuma’yla, gerekse Cumhurbaşkanı Yardımcısıyla yaptığımız görüşmeler, bu arada Türk iş adamlarımızın Güney Afrikalı iş adamlarıyla bir araya geldiği iş forumunu değerlendirirsek, verimli bir seyahat olduğu kanaatindeyim. Bu verimli seyahatin neticesini tabii öncelikle zaman içerisinde, gerek vize konusunda olsun, serbest ticaret anlaşması noktasında olsun veya tercihli ticaret noktasında olsun bizler bunların yakın takipçisi olacağız. Ama gerek TOBB olsun, gerek iş adamlarımız olsun ikili görüşmelerini eğer takip edecek olurlarsa inanıyorum ki gayet güzel bağlantılar kurulabilecektir. Zaten şu anda geldiğimiz nokta itibariyle, sekizinci ay sonu itibariyle bugün aldığımız rakam 1,7 milyar dolara çıkmış durumda. Bu da şunu gösteriyor; şu anda geçen yılı ciddi manada aşmış vaziyetteyiz. Demek ki yıl sonuna kadar belki de 2008 rakamlarını yakalama şansımız olabilir. Kaldı ki Güney Afrika Cumhuriyeti’yle Türkiye arasında gerçekten iyi bir potansiyelin, iyi bir sinerjinin olduğuna inanıyorum. Bunu şu anda girişimcilerimizin gerek oradaki yatırımlarıyla gerek ikili ilişkileriyle artırmaları mümkün olacaktır. Üst düzey ziyaretler de zaten karşılıklı olarak devam ediyor. Bunun da neticelerini alacağımıza inanıyorum.”

”Ben üzerime düşeni yaptım”

Başbakan Erdoğan, ”Güney Afrika ile dış ticaret anlaşması konusunda bir adım atılacak mı?” sorusuna, ”Son olarak sayın Cumhurbaşkanı Zuma ile yaptığım görüşmede kendisine bunu ilettim. Kendisine yine vize konusunu da ilettim. Kendileri bu iki konuyla da özel olarak ilgileneceklerini söylediler” yanıtını verdi.

Erdoğan, ”Bugün dış politika konusunda verdiğiniz konferansta İsrail’in maslahatgüzarı da vardı. Size bir tepkisi de oldu aslında bir anlamda. Nasıl değerlendiriyorsunuz? Gerçi orada cevabını verdiniz ama…” sorusu üzerine, ”En güzel değerlendirmeyi zaten sizin yapmış olmanız lazım. Ben üzerime düşeni yaptım. Sizlerin de bu işin değerlendirmesini en iyi şekilde yapmanız lazım. Bana güzel bir pas verdi. Ben de pasın gereğini yaptım” dedi.

Başbakan Erdoğan, ”İsrailli diplomatın oraya gelmesi şaşırtıcı değil mi?” diye sorulması üzerine, ”Hayır orada büyükelçiler vardı. Davet edilen büyükelçiler vardı. İsrail büyükelçisi herhalde Güney Afrika dışındaydı ki maslahatgüzar ikinci adam olarak katılmış oldu” diye konuştu.

Birleşmiş Milletler’in mevcut yapısına eleştiri

Başbakan Erdoğan, Birleşmiş Milletler’in mevcut yapısı ve 5 daimi üyenin etkinliği konusunda sorulan bir soru üzerine şunları kaydetti:

”Burada tabi 193 ülkenin beş tanesi daimi üye olarak böyle bir konumdayken, burada beş üyenin de herhalde kendi içinde bir değerlendirme yapma imkanı doğabilir. Eğer gerçekten özgürlükçü bir dünya istiyorsak demokrasinin egemen olduğu bir dünya istiyorsak, o zaman buradaki bu yanlış gidişin düzeltilmesi lazım. Bir taraftan demokrasi diyeceksiniz, bir taraftan dünya barışı diyeceksiniz ama bir taraftan da beş ülkeyle dünyayı kilitleyeceksiniz. Böyle bir şey olamaz, bunun ben yapılacak ciddi bir reformla düzeltileceği inancındayım. Biz sadece anlatırız. Düşüncelerimizi söyleriz ve bu konuda nasıl bir şey olabilir bunun gayreti içerisinde, yani şu anki yapıyı kuranlar bu yapıyı değiştirmesini de bilirler.”

Devlet Bahçeli’ye “Kandil’e bayrak dikme” yanıtı

Başbakan Erdoğan, ”MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin size yönelik bir eleştirisi oldu. Teröre yönelik ‘Ciğerim yanıyor’ sözüne ilişkin olarak, ‘Ciğeri yanıyorsa Kandil’e bayrak diksin’ diyor. Bu konuda neler diyeceksiniz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

”İsterseniz ben bu soruya cevap vermeyeyim. Bu soruya zaten en güzel cevabı sınır ötesi operasyonu yapan güvenlik güçlerimiz, askerimiz en güzel şekilde verdi. Biz şu anda gereken ne varsa, yapılması gereken neyse bunların hepsini yapıyoruz. Ben sayın Bahçeli ile böyle bir sürecin içinde bu tür ufak dalaşların içerisine, söz dalaşına, laf dalaşına girecek değilim.

Eğer yapacak bir şey varsa, bayrak dikmekle siz orada terörü durduramazsınız. Kandil senin ülkenin sınırları içinde değil. Bayrağı dikmişsin, terör mü bitecek? Böyle saçmalık olur mu? Bu soruları siz de sormayın, yazmayın. Bakın ne diyorum, söylesin. Onu söylemekle o durumunu ortaya koyuyor. Oraya o bayrağı diktiğinde ne olacak? Terör mü duracak? Şu anda ülkemizin her yerinde bayrağımız var. Terör duruyor mu? Böyle bir şey söz konusu değil.

Terörü dindirmek için ne yapılabilir, ben ne yapabilirim, bunun cevabını versin. Herkesin kendine göre yapması gereken bir şey var. Bizim de yapmamız gerekenler var ki biz onları yapıyoruz. Aynı şekilde ana muhalefetin, muhalefetin yapması gerekenler, STK’ların yapması gerekenler, medyanın yapması gerekenler, herkes elinden ne geliyorsa bu sürece katkıda bulunması lazım ama siz bunu yazarsanız, çizerseniz inanın bu iş durmaz. Tam terörün propagandasını yapmış olursunuz. Sakın bu oyuna gelmeyin.”

CHP’ye tepki

Erdoğan, ”Ana muhalefet partisi liderinin, ‘Sayın Başbakan belediyeleri açıklasın, karnından konuşuyor’ gibi bir açıklaması oldu. Ayrıca CHP’li belediyelerin aleyhinizde dava açacağı haberleri var. Ne diyorsunuz?” sorusunu şöyle yanıtladı:

”Artık alıştık. Bir dava nasıl açılır? Bunların hepsi bellidir. Ben burada bir şey söylüyorum. Kim hangi kuruluştan nasıl bir kredi almış, hangi vakıftan ne almış? Bunlar bellidir. Ana muhalefet partisinin genel başkanı da belediyelerini arasın. Siz nereden ne aldınız, ne almadınız soruştursun. Bu o zaman ortaya çıkacaktır. Ben bir başbakan olarak Hazine’den teminat isteyen CHP’li belediyeleri biliyorum. Bunların içerisinde belki AK Parti’li belediyeler de vardır. Bütün mesele nedir? Bakın burada ben bir şey söylüyorum. Diyorum ki bu kurum ve kuruluşlar, bu vakıflar aynı zamanda istikamet belirliyorlar. Bunu hangi müteahhit firmaya vereceksin, ondan sonra da bu işin muvazaa kısmı başlıyor. CHP bu konuda ne yapabiliyorsa onu yapsın. Yalnız CHP kendisine çeki düzen versin. Gidişleri iyi değil. Kimseye böyle dürüstlük noktasında fatura kesme gayreti içine girmesinler. Çünkü her taraflarından şu anda sıkıntı akıyor.”

AK Parti seçmen profili

Başbakan Erdoğan, ”AK Parti’nin seçmen profili konusundaki araştırma basında yer aldı. Her kesimden vatandaş AK Parti’ye oy vermiş. Bunlar içinde muhafazakarlar, Türk milliyetçileri, Kemalistler var. Bu araştırma çok yankı buldu. Çok konuşuldu. Bu konuda neler diyeceksiniz?” sorusu üzerine şunları söyledi:

”Biz bütün bu çalışmalarımızın hepsini ciddi bilimsel kamuoyu araştırmalarıyla yapıyoruz. Bu açıklamalar kamuoyu araştırmalarının bir neticesidir. Kamuoyu araştırmalarında da bizim oy tabanımız içerisinde bu tür kesimlerin olduğu ortaya çıkmıştır ve bundan dolayı da arkadaşlarımız bu açıklamayı yapmıştır.

Bizim böyle bir oy tabanımız olmasa 81 ilin 78′inden milletvekili çıkaramayız. Bakın şu anda iki kişiden bir tanesinin oyunu biz alıyoruz. Eğer böyle bir duruma gelebilmişsek bu tüm Türkiye’yi kucaklamamızdan kaynaklanıyor. Sonuç da zaten buradan doğuyor ama diğer partilerin böyle bir durumu var mı? Bunların bir kısmı belli bir etnik unsuru kısmen temsil ediyor veya belli bir bölgeden kısmen oy alıyor ama yine ülke genelinden değil. Fakat AK Parti böyle değil. AK Parti, Türkiye’nin yedi bölgesinin yedisinde de birinci parti. En önemli özelliğimiz bu. Bunu iyi yakalamanız lazım.”

AA